YENİ BİR YILA GİRERKEN...
...
"bir yıl daha bitiyor
düşlerim, tasarılarım, yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?"
...
Murathan Mungan
Sisler arasından gelen çocukluğum ve hatıralar, zihnimin sokak aralarında yeni bir yıla doğru koşar adım gidiyor.
6 - 7 yaşındaki çelimsiz halim, yırtık kollu gömleğim, kırmızı hırkam, lastik ayakkabım, sıfır numara tıraşım, gaz lambasının aydınlattığı ilk akşamlardan geçip yeni yıla doğru koşuyor...
Annem kazana bir tavuk koymuş sabahtan beri haşlanıyor. Kazanın üstünden çıkan duman köyün üstünden bulut bulut müthiş bir kokuyla geçip gidiyor.
Köyün her tarafında tatlı bir telaş var. "Yeni bir yıl daha geliyor ömrümüze" diyor, Ninem...
"Biz yaşlanıyoruz, siz büyüyorsunuz" diyor Musa Dedem...
Hiç bir şey anlamadan bakıyorum yüzlerine, söyledikleri sözcükleri çözmeye çalışıyorum.
70'li yılların tam da ortasındayız.
Yeni yıllarla birlikte tarihi yaşıyormuşuz meğer...
Akşam sofrası kuruluyor sonra, yere serilen örtünün başına diz çöküyoruz. Annem tavuğun içini pirinçle doldurmuş, sonra da dikiş ipliğiyle dikip kazana yerleştirmiş. Babam, sofraya konulan sininin üzerinde koca bir bıçakla ikiye ayırıyor tavuğu. Annem babam, kardeşlerim karanlığa inat mutluyuz...
Herkes bir arada. "Çocuklar" diye başlıyor babam... "Yeni bir yıla giriyoruz, hepimiz yeni yaşımızı alacağız. Büyüyeceksiniz. Bir yıl içinde okullarınızda yeni yeni bilgiler öğreneceksiniz. Dünyanın bir yarısı karanlık, bir yarısı ışıl ışıl aydınlık. Şu Mergenli köyümüz bin yıldan beri zifiri karanlık, hiç ışık gelmez buralara.
Hep karanlık, hep yoksulluk, hep gerilik. Kıl çadırlar içinde doğduk, yayladan yaylaya göçtük..."
Hepimiz kaşıklar elimizde bekliyoruz ki, tersi büyük saygısızlık...
"Asker dediler aldılar, vergi dediler aldılar, okul yok ki okuyalım, kitap yok ki okuyalım. Öyle geldi geçti ömrümüz. Ama artık bu düzen böyle sürmeyecek! Siz yönünüzü ışıklı dünyaya çevireceksiniz. Yollar çok uzak da olsa, tuzak da olsa, yokuş çıkıp, iniş inip, varacaksınız oralara..." Babam konuşmasını "Yeni yılınız kutlu olsun..." diye bitiriyor.
Yemek yenildi, babam hepimizi tek tek öpüp kutladı. Sofra kaldırıldı. Az oturdu Babam karanlıklar içine kayıp gitti. Arkadaşları kahvede bekliyormuş, annem Grundig marka radyomuzu açtı. Fasıl ekibi hareketli türküler çalıyordu...
Biz gece yarısı yeni yıla girdiğimizi radyodan öğrendik.
Dünyanın çok ötesinde, boğazına kadar karanlıkta, yeni yılı kutluyorduk ve mutluyduk hepimiz...
Belki de bir daha hiç olamayacağımız kadar mutlu...
Bizim için yılbaşı iyi dilekler demekti. Bizim için yılbaşı haşlanmış tavuk, patlamış mısır demekti. Bizim için yılbaşı babam, annem ve kardeşlerimle bir arada olabilmekti.
Şimdi o yıllardan bu yıllara, yeni yılı kutlamak bile yasaklanmaya çalışılıyor.
Noel ile yılbaşını karıştırıyor, Hırıstiyanlık adeti diyor. Okullarda kutlamayın diye genelgeler gönderiyor. Hutbeler okutuyor...
Elli yıl önce bile bu durumlarla karşılaşmadık bu ülkede...
Neyse ağzınızın tadı bozulmasın.
Herkese musmutlu yıllar dilerim









