TÜLOV Vakfı TSM Korosu 25 Yıldır Sahnede!
Notalarla Örülmüş Bir Çeyrek Asır: Nurşen Yılmaz ve TÜLOV Vakfı’nın Sessiz Devrimi
Bazı yolculuklar bir adımla başlar ama binlerce kalbe dokunarak devleşir. Bundan tam 25 yıl önce, İzmir’in kültürel dokusuna bir "gönül bağı" eklemek için yola çıkan Koro Kurucu Başkanı Nurşen Yılmaz, bugün geriye dönüp baktığında sadece bir koro değil; Laiklik, Demokrasi ve Sanatın sarsılmaz bir kalesini görüyor.
Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV) Türk Sanat Müziği Korosu, çeyrek asır boyunca sadece şarkı söylemedi; aynı zamanda Cumhuriyet değerlerini notaların arasında yaşattı, kuşaklar arası bir köprü kurdu ve bir "biz" olma hikâyesi yazdı. Bu başarının TÜLOV Vakfı TSM Koro Kurucu Başkanı Nurşen Yılmaz ile sadece müziği değil; adanmışlığı, bir kadının vizyoner liderliğini ve İzmir’in sanatla atan kalbini konuştuk.
Türk Sanat Müziği’nin asaletini bir yaşam biçimine dönüştürenlerin hikâyesine tanıklık etmeye hazır mısınız? İşte çeyrek asırlık bir emeğin, zarafetin ve Cumhuriyet ışığının dünü, bugünü ve yarını...

A.TUNCAYENGİN: TÜLOV çatısı altında bir Türk Sanat Müziği korosu kurma fikri 25 yıl önce nasıl doğdu? Sizi bu yola çıkaran temel motivasyon neydi?
N.YILMAZ: Müzik, bir toplumun ortak dilidir. 27 yıl önce TÜLOV Vakfı’nın Laik ve Demokratik değerlerini sanatın iyileştirici gücüyle birleştirmek istedik. Türk Sanat Müziği bizim kökümüzdür; bu kökü modern bir vakıf disipliniyle geleceğe taşımak için yola çıktık. Bir koro kurma fikri aslında 27 yıl önce oluştu. Enstrüman çalan dört beş Karadenizli arkadaş olarak, Karadeniz'liler korosunu kurduk. İki yıl sonra, TÜLOV Vakfı’nın daveti üzerine, TÜLOV Vakfı Korusu adını aldık... Bu çatı altında yüzlerce konser verdik. Bu konserlerin birçoğu çeşitli kuruluşlar yararına oldu. Çok önemli bir kısmı da eğitime katkı amaçlı verildi...
A.TUNCAYENGİN: Bir çeyrek asır... Dile kolay! Geriye dönüp baktığınızda, koronun ilk günü ile bugünkü 25. yıl konseri arasındaki en büyük farkı nasıl tanımlarsınız?
N.YILMAZ: İlk gün heyecanlı bir avuç gönüllüydük. Bugün ise binlerce kişiye dokunmuş, kendi ekolünü yaratmış koca bir çınarız. O günkü amatör ruhu kaybetmeden, bugünkü profesyonel tecrübeyle birleştik; en büyük farkımız artık dev bir aile olmamız. Tabi ki çeyrek asri geçen bu süreçte tecrübeler kazanıldı... Ses olarak koromuz, çok mesafe aldı... Konserlerimizde, TRT sanatçıları gibiydiniz, Devlet Korosu gibiydiniz diyen çok seyirciler oluyor... Dinleyicilerden gelen olumlu düşünceler bizi çok mutlu ediyor... Fark ediliyoruz! Her zaman çok iyi şef'lerle, çok başarılı konserler verdik. Giderek çıtamız yükseliyor.

A.TUNCAYENGİN: TÜLOV Vakfı’nın "Çağdaş, Laik ve Demokratik bir Türkiye" vizyonuyla Türk Sanat Müziği’nin ruhu sizce nasıl bir paydada buluşturuyor?
N.YILMAZ: TÜLOV Vakfı’nın temelini oluşturan Laiklik ve Demokrasi sacayağı, Türk Sanat Müziği’nin estetiğiyle aslında çok derin ve felsefi bir noktada kesişiyor. Bu birliktelik, sadece bir "geleneği yaşatma" çabası değil, aynı zamanda müziği toplumsal aydınlanmanın bir aracı olarak konumlandırma gayesidir. TÜLOV ve Türk Sanat Müziği, "Kökü mazide olan bir ati (gelecek)" anlayışında buluşur. Vakfın savunduğu demokratik ve laik değerler müziğin özgür icrasını sağlarken; Türk Sanat Müziği’nin zarafeti, vakfın hedeflediği uygar toplumun "ruhu ve estetiği" olur. İşte bu payda, Türkiye’nin kültürel kodlarını çağdaş bir vizyonla yeniden yorumlayan "kültürel bir direnç ve inşa" alanıdır.
A.TUNCAYENGİN: Bir koro sadece seslerin değil, gönüllerin de bir araya gelmesidir. 25 yıldır bu birlikteliği diri tutmanın, o aile bağını kurmanın sırrı nedir?
N.YILMAZ: TÜLOV Vakfı Korosu'nda hiyerarşi yoktur, sevgi ve disiplin vardır. 25 yıldır her konsere ilk günkü heyecanla çıkmamızın sırrı, birbirimize olan sarsılmaz bağlılığımızdır. Atatürk'ün Çağdaş, Laik, Demokratik Türkiye'sinde, yine Atatürk'ün çok sevdiği, çok önemsediği Türk Müziğini icra etmek ve devamının sürdürülmesi ne katkıda bulunuyor olmak, gurur kaynağımız... En büyük arzum, koronun ben olmasam da aynı disiplin ve heyecanla devam etmesidir. Ardımızda sadece konser kayıtları değil, sanata âşık, Cumhuriyet değerlerine bağlı bir nesil bırakmak istiyorum. Notalarımız susmasın, biz bir arada oldukça sesimiz her zaman daha gür çıkacaktır.
Amatör korolarda gönül bağı çok önemlidir. İnsanlar mutlu oldukları, kendilerini güvende hissettikleri ortamları tercih ederler... Koromuz da sevgi, saygı, güven ve dayanışma ruhu oluşmuştur... Koro çatısı altında yetmiş seksen kişi, tek yürek halinde nefes alıyorsa, sevinçlerini paylaşıp çoğalıyorsa, hüzünleri azalıyorsa büyük bir terapi ormanı gibiyiz demektir. Gurur duyuyorum!

A.TUNCAYENGİN: Repertuvar seçimlerinde nelere dikkat ediyorsunuz? Klasik eserler ile güncel yorumlar arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
N.YILMAZ: Repertuar seçimlerinde şeflerimiz, yaşatılması açısından klasik şarkılara da, güncel şarkılara da yer veriyor... Geleneksel mirasa sadık kalırken, çağdaş yorumları da kucaklıyoruz. İtri’den Münir Nurettin’e uzanan o köklü yolu, günümüzün estetiğiyle harmanlıyoruz. Dinleyicinin hem ruhunu dinlendiriyor hem de onlara bir kültür mirasını hatırlatıyoruz
A.TUNCAYENGİN: Değerli sanat yönetmenleriyle çalıştınız. Bu iş birliklerinin koronun bugünkü karakterine katkısını nasıl değerlendirirsiniz?
N.YILMAZ: 27 yıl boyunca, birbirinden değerli birçok şef ile çalıştık... Hepsinden değişik kazanımlarımız oldu... Bu durum, koromuza zenginlik kattı.

A.TUNCAYENGİN: TÜLOV Korosu sadece konserler vermiyor, aynı zamanda bir kültür elçiliği yapıyor. Gençlerin Türk Sanat Müziği’ne bakışını bu koro üzerinden nasıl gözlemliyorsunuz?
N.YILMAZ: Gençler maalesef Türk Sanat Müziğine yeteri kadar ilgili değil... Bu onların kusuru değil! Okullar da olsun, ekranlar da olsun Türk Sanat Müziğine yeterli ilgi gösterilmiyor... Biz bu konuya eğildik ve geçmişte okullar yararına yaptığımız birçok konserde, o okulların çocuklarını konserlerimize dâhil ettik. O çocukların bir kısmı şu an sanatçı oldu... Gençlerin ilgisi sanılanın aksine çok yüksek... Doğru şekilde sunulduğunda, bu müziğin içindeki o matematik ve duygu onları büyülüyor. Bizim görevimiz onlara 'eski' olanı değil, 'eskimeyen' olanı göstermek.
A.TUNCAYENGİN: 25.yıl konserinde sahneye çıktığınızda ve dinleyicilerle o enerjiyi paylaştığınızda hissettiğiniz en baskın duygu neydi?
N.YILMAZ: 25. yıl konserimiz de hissettiğimiz duygu, gururumuz oldu. Alkışlardan adeta sahne yıkıldı. Bu başarıya ulaştığımızın işaretidir. Bizim için Türk Sanat Müziği sadece bir melodi değil; Laik ve Çağdaş Türkiye vizyonumuzu sanat estetiğiyle topluma anlatma biçimimizdir.

A.TUNCAYENGİN: Nurşen Yılmaz olarak, önümüzdeki yıllarda bu koronun hangi hedeflere ulaşmasını, nasıl bir miras bırakmasını arzu ediyorsunuz?
N.YILMAZ: Ben, önümüzdeki yıllar da koromuzu başka şehirlere, hatta yurt dışına götürmeyi hedefliyorum... Bu başarılı ve güzel koromuzu uzak diyarlardan insanlar da tanısın istiyorum. Notalarımız susmasın, biz bir arada oldukça sesimiz her zaman her yerde daha gür çıkacaktır.
A.TUNCAYENGİN: Sizin için Türk Sanat Müziği’nin hayatınızdaki karşılığı nedir? Bir "hayat felsefesi" olarak müziği nasıl tanımlarsınız?
N.YILMAZ: Müzik evrenseldir. Müzik hayatı güzelleştirir. Müzik ruhları iyileştirir. Müzik, dünya üzerinde ortak tek dildir...
A.TUNCAYENGİN: 25 yıllık bu süreçte sizi en çok duygulandıran veya "İyi ki bu işe başlamışım" dedirten özel bir anınız var mı?
N.YILMAZ: Birçok anımız var… Ancak ben şu konuya değinmek istiyorum. Koromuzda “hayatımın en mutlu günleri bu koroda geçen günlerim olmuştur. Hayatımda en özel kutlanan doğum günüm, burada kutlanan gündür” diyen çok arkadaşımız var! Çocuklarım bana "anne sen koroya başlayalı çok değiştin, sakın bırakma" demiştir. Bu sözler benim için, anılarım arasında en değerli olanlardır.

A.TUNCAYENGİN: Son olarak, TÜLOV korosunun emektarlarına ve bu yolda size destek olan İzmirli sanatseverlere neler söylemek istersiniz?
N.YILMAZ: TÜLOV Vakfı korosunun yolculuğu, notalarla başladı, dostluklarla büyüdü. Ve bir kentin hafızasına kazındı. TÜLOV Korosu tam 25 yıldır bu toprakların seslerini yüreğinde taşıyor. Kültürel mirasımızı geleceğe taşımak sadece bir görev değil, bir gönül borcudur. Bu birikimle yerel kültürümüzü yaşatmak ve bu dayanışma halkasını büyütmek adına çıktığımız bu yolda, müziğin birleştirici gücüne hep birlikte şahitlik etmeye devam edeceğiz.
Bu çeyrek asırlık yürüyüşte koro kültürümüze emek veren, müzik sanatının susmaması için omuz veren herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Özellikle bu anlamlı yolculuğu onurlandıran TÜLOV Vakfı Kurucularına, Mütevelli Heyeti Üyelerine, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak ve Narlıdere Belediyelerine, konserlerimizde bizi yalnız bırakmayan İzmirli dinleyicilerimize, ben ve ailem dediğim birbirinden değerli gönüllü koro arkadaşlarıma, koromuzun emektarlarına, sevgili şeflerimize, 24. 25. 26. dönem eski Muğla Milletvekili, Prof.Dr.Nurettin Demir’e TÜLOV Vakfı Genel Başkanı olarak her konserimizde yanımızda olduğu, nazik teşekkürü ve bitmeyen desteği için şükranlarımızı sunuyoruz.
TÜLOV Türk Sanat Müziği Korosu’nun 25. yılında başarı hikâyesini ve bu kıymetli yolculuğun ardındaki vizyonu bizlerle paylaştığınız ve röportajınız için size en içten teşekkürlerimi sunarım.

****
Gönüllülük Esasıyla Büyüyen Bir Sanat Topluluğu
Çeyrek asırlık başarının arkasındaki en büyük güç olan koro üyeleri, bu süreci sadece bir müzik eğitimi değil, bir "yaşam okulu" olarak tanımlıyor. Koroda uzun yıllardır yer alan gönüllü koristler, duygularını şu sözlerle ifade ediyor: "TÜLOV korosu bizim için haftalık bir buluşmadan çok daha fazlası; burası paylaştıkça çoğaldığımız, Türk müziğinin mirasını omuz omuza taşıdığımız bir yuva. Nurşen Hanım’ın öncülüğünde, notaların rehberliğinde geçen bu 25 yıl, her birimizin hayatında kültürel bir rönesans yarattı. Bu sahnede sadece şarkı söylemiyoruz; Cumhuriyet değerlerini sanatın estetiğiyle yaşatıyoruz."
****
Bir Çeyrek Asrın Yankısı
Sanatın birleştirici gücünü ve çeyrek asırlık bir vizyonun meyvelerini bizlere hissettiren Nurşen Yılmaz'a, bu samimi sohbet ve nezaketi için teşekkür ederim.
Nurşen Yılmaz ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, bizlere sadece bir koronun başarı öyküsünü değil; adanmışlığın, sanatla iyileşmenin ve ortak idealler etrafında kenetlenmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Notaların arasına gizlenmiş 25 yıllık bu muazzam emek, İzmir’in semalarında yankılanmaya devam ederken; bizlere de bu zarafete tanıklık etmek düştü.
Bu keyifli yolculuğu bizlerle paylaştığı, Türk Sanat Müziği’ne ve Cumhuriyet değerlerine kattığı her bir ses ve nota için Sayın Nurşen Yılmaz’a en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. TÜLOV Vakfı'nın 25. yılın da bu haklı gururu, sadece bugün sahnede olanların değil, çeyrek asırdır bu sesi yaşatan tüm gizli kahramanların başarısıdır.
Daha nice 25 yıllarda, aynı heyecan ve aynı tınıda buluşmak dileğiyle...
Sağlık ve sevgiyle kalın...
Aydan Tuncayengin
www.aydantuncayengin.com








