Arzunun Onda Dokuzu
Devlet Tiyatrosunun oyunlarını kaçırmamanızı öneriyorum. Geçen hafta İzmir Devlet Tiyatrosu Bornova Kültür Merkezi Bozkurt Kuruç Sahnesindeki “Arzunun Onda Dokuzu” oyununa gittim. Sahne, dekor tasarımları, kostüm zenginliği, efektler, müzik ve oyuncuların rollerini içselleştirme yeteneği açısından muhteşem bir sahne performansıydı...
Yazar, Iraklı kadınlara savaş açısından ABD'den bakıyor!

Irak asıllı ABD’li yazar Heather Raffo’nun yazdığı oyunda güçlü bir karşılaşma/yüzleşmeye tanıklık edeceksiniz!
Oyun Irak'taki savaşta kadınların durumunu anlatan, Iraklı kadınların iç dünyasına ışık tutan etkileyici bir yapım olmuş... Heather Raffo’nun, gerçek tanıklıklardan yola çıkarak kaleme aldığı, Füsun Günersel’in dilimize çevirdiği ve Sibel Erdenk’in yönettiği tek perdelik oyun da, savaşın gölgesinde yaşayan dokuz kadının sesi tek bir sahnede birleşiyor.
İzleyiciyi sarsıcı bir soru karşılıyor: “Bu dünyada kadın olmak ve arzunun izini sürmek ne anlama gelir?”
Bu dünyada kadın olmak ve arzunun izini sürmek; yüzyıllardır süregelen toplumsal normlar, kültürel kodlar ve kişisel özgürlük arayışı arasında gidip gelen derin bir yolculuktur. Bu konu, sadece biyolojik bir varoluşu değil, aynı zamanda politik ve felsefi bir duruşu temsil eder.
Tarih boyunca kadın arzusu genellikle "edilgen" bir konumda tutuldu. Kadın başkalarının ihtiyaçlarına (aile, toplum, eş) göre şekillendirildi. Bir kadının neyi istediğini, neyi hayal ettiğini ve neden zevk aldığını başkalarından onay almadan keşfetmesi arzusunun izini sürmektir. Bu, nesne olmaktan çıkıp özne olma mücadelesidir kadının!
Bu dünyada kadın olarak arzunun izini sürmek "Bana ne yakıştırılıyor?" sorusundan vazgeçip, "Ben ne hissediyorum ve ne istiyorum?" sorusuna sadık kalma cesaretidir.
Bu yolculuk bazen yalnızlaştırıcı olsa da sonunda ulaşılan yer, kişinin kendi gerçekliği olacaktır. Hele ki bu arzu şiddetin, savaşın içinde şekilleniyorsa "Kendi kendimin kahramanı olmak istiyorum." — diyen kadın arzunun en saf halidir.
Irak da Körfez Savaşında yaşanan vahşetten dolayı kadınlar sizce hangi arzularının izini sürmüş olabilir?
Kaybettiği kocasının mı, askere gönderdiği evladının mı, islami kurallardan dolayı evden dışarı çıkarmadığı kızının üzerine yağan bomba gerçeğinin mi, ülkesini, toprağını savaşta da olsa bırakmayan, mücadelesini ölene kadar sürdüren cesur kadının mı?
Savaşların bir "insanlık suçu" olup olmadığına bakarken, hem hukuki tanımlara hem de sahada yaşanan gerçeklere bakmak gerekir. İşte bu süreci "insanlık suçu" tartışmaları ekseninde yazan Iraklı yazar Raffo’nun Körfez Savaşı'nın ardından kaleme aldığı oyununun orijinal adı "Nine Parts of Desire…"
Irak körfez savaşı gibi tüm savaşlar, uluslararası hukuk, etik ve insan hakları açısından hala dünyanın en çok tartıştığı ve vicdanları yaralayan konularından biri değil midir?
Irak da yaşananları hatırlıyor musunuz? Sivillerin hedef alınmasını ve altyapı tahribatlarını, özellikle "Amiriyah Sığınağı" trajedisini... ABD hava saldırısında sığınak olarak kullanılan bir binanın vurulması sonucu 400'den fazla sivil hayatını kaybettiğini hatırladınız mı?
Vahşet arzusuyla yaşayanlar bugün de mevcut!
Sivil yerleşim yerlerinin, su şebekelerinin ve elektrik santrallerinin sistematik olarak vurulması, ağır ekonomik ambargoların uygulanması ve çocuk ölümleri yakın zamanda yaşanan savaş trajedilerinin aynısı değil mi?
Savaştan sonra uygulanan ağır ekonomik ambargolar, belki de sıcak savaştan daha fazla can almıştır. Temel ilaçlara ve temiz suya ulaşılamaması nedeniyle yüz binlerce çocuğun hayatını kaybetmesi tıpkı Filistin, Suriye, Ukrayna vb.gibi birçok ülkede uygulanan vahşet devam etmiyor mu?
Halkların tamamını cezalandıran ağır yaptırımlar, birçok insan hakları açısından "sessiz bir soykırım" veya insanlık suçu değil midir?
Kimyasal silah ve seyreltilmiş uranyum kullanımını kendi halkına kullananlar yok mu?
Seyreltilmiş uranyum içeren mühimmatların kullanılması, bölgede kanser oranlarını ve engelli doğumları arttırdı. Ülkelerin işgal edilmesi ve işkenceler ABD askerlerinin Iraklı mahkumlara uygulanmadı mı? Savaşa dair tüm görsel kanıtlar dünya tarihindeki en büyük insan hakları ihlallerinden biri değil mi?
Nedense Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) veya benzeri yapılar, siyasi dengeler nedeniyle bu olayların tamamını resmi olarak "insanlık suçu" ilanıyla cezalandırmadı!
Savaş Suçları: Sivillerin kasten öldürülmesi ve işkenceler devam ediyorsa,
Saldırı Suçu: Meşru bir dayanak olmadan bir ülkenin işgal edilmesi devam ediyorsa,
İnsanlığa Karşı Suçlar: Yaygın ve sistematik saldırılar devam ediyorsa,
Modern tarihin en büyük insani trajedilerine dur diyebilecek bir kahraman mı bekliyoruz!
"Arzunun Onda Dokuzu" oyununu mutlaka izleyiniz, belki biraz da olsa kendinizle yüzleşirsiniz!!
Sağlık ve sevgiyle iyi yıllar...
Aydan Tuncayengin
www.aydantuncayengin.com








