Salabağ ve Ardıç...
Sıcaklar iyice bastırdı. Tam yayla zamanı. 22. Göcek Gürsu Pırnaz Yayla Yürüyüşü bitiminden sonra iki üç hafta geçti. Sohbetleriyle, güzel anılarıyla etkisi sürüyor. Geçen yazılarımda Garkın Yaylasından söz etmiştim. Yürüyüşün son günlerini de paylaşmak isterim. Kayıt altına alınsın. Bu arada yazılarımın "Arada bir Sağlık" köşemde yayınlanmasını sağlayan 12Punto ve Göcek Gazete internet gazetelerine teşekkür ederim.
Türkiye'de belediyelerin işi çok zor. Biliyorum. Kaynak yok. Para yok. Merkezi hükümet hem yardım yapmıyor, hem de seçilmişleri tutuklamalara varan uygulamalar ile görevlerini yapmalarına engel oluyor. Denizli Büyüşehir Belediyesi yaylalarla ne kadar ilgilenebiliyor bilemiyorum. Biz yörükler olarak bir ricamız olacak. Garkın Yaylasının Gürsu tarafında "Yörük Yurdu" denen yerden Gürsu'ya kadar olan dağ yolunu genişletilmesi bizleri sevindirir. Eğer Belediyenin görev alanına girmiyorsa Tarım ve Orman Denizli İl Müdürlüğünden de bu talebimizle ilgilenmelerini istiyoruz. İsteyenin bir yüzü istemeyenin iki yüzü karaymış.
Yürüyüşümüzün 3. akşamı son konaklama günüydü. Denizli Çameli İlçesi Gürsu Mahallesinde Gürsu Otelinin kiraz bahçesi biz göçerlere dar gelmiş. Adım atacak yer kalmamış. Önceki yıllara göre kiraz ağaçlarında bir tane meyve yoktu. Türkiye genelinde meydana gelen don ve hava koşulları nedeniyle meyve ve sebze açısından tam bir kıtlık yaşanıyor. Kirazın kilosu 600 TL'den satılmış.
Yürüyüşün sonuncu günü olan 4. günü yaklaşık 2 saatlik yürüyüş ile Burdur İli Gölhisar ilçesi Elmalıyurt (Pırnaz) mahallesi Göcek (Göcekiçi) mevkii Salabağ Pınar başına geliverdik. Mesut Dim Pınara yakın yamaçta güzel bir yayla evi yapmış. Güle güle otursunlar.
Geçmiş yıllar yönlendirme levhasında; Salaba, Salabaa olarak yazılırken bu sene Salabağ olarak yazılmış. Ne anlama geliyor? araştırmaya devam ediyorum.
Yayladaki tapularımızda mevki olarak "Göcek" olarak kayıtlı. Şaşırmadınız değil mi? Fethiye Göcek'te başlayan yayla yürüyüşü, Pırnaz'da Göcek'te tamamlandı. Türkler Orta Asya'dan Anadolu'ya göçerken, sadece kültür, örf, adetlerini değil doğdukları yerlerin de isimlerini getirmişler. Anadolu'daki bir çok yer coğrafya ismin karşılığını, Türklerin göç ettikleri yerlerde görebilirsiniz. Yürüyüşümüze katılan Rahmetli Göçer Sabahattin Bektaş'ın kayın biraderi Göcek için bir şiir yazmış. Paylaşmak isterim.
Göcek
Güler yüzlü insanlarıyla gönlümün sultanısın.
Skopea körfezinin yoktur bir eşi
Marinalarınki her milletten insanlara mutluluk verirsin
Yaylalarında her çeşit meyveler sebzeler...
Dünyanın ve Türkiye'nin incicisin,
Sabahları Ağustos böcekleri
Kendine özgü konserlerini yaparlar
Sincaplar oynaşır çam ağaçlarında
Sen Teke yöresinin gülüsün Göcek...
Yaylalarında tekeler, serin suların gözünde oynar,
Kalbi temiz insanların mutluluk görsün.
Hilmi Toprak
Salabağ suyunun çıktığı yerin çevresi ardıç ağaçlarıyla kaplıdır. Ardıç Ağaçlarının altında Ergün Demir, Darpaklı Şerif Şimşek ve Fethiye'mizin gözde sanatçısılarından Adem Kazan güzel konserleriyle finali yakaladık. Yeni eski göçerler sertifikalarını alırken yörüklükleri tescil edilmiş oldu.
Göçerler sanki 4 gün yorulmamış gibi tüngüye tüngüye oynadılar. Nede olsa ardıç ağaçları nefes açar. Ardıç ve ardıç yağı her derde devadır. Astım, şeker, damar tıkanıklığı, romatizma ve kansızlık gibi rahatsızlıklarda takviye edici olarak kullanılmaktadır. Avrupa'da 20. yy başındaki veba salgınında insanlığı kurtaran ardıçın en büyük etkisi vücuttaki biriken toksinleri atmasıdır.
Başta Fethiye Belediye Başkanımız Alim Karaca, Fethiye Belediyesi Sosyal İşler Müdürümüz Halime Ok, Mükemmel bir organizasyon sağlayan Mehmet Gök ve Belediye Çalışanlarına göçerler adına çok teşekkür ederim. Ayrıca yılların tecrübeli isimleri İsmet Dim, Ramazan Sarı ile Türkiye'nin dört bir yanından gelen göçerlerimize ve sponsorlarımıza içten eşekkür ederim.
Ellerinize emeğinize sağlık hocam . Ardıç hakkında güzel bilgiler için çok teşekkür ederim.