ALTIN KOZA’DA "HEMMENİN ÖLDÜĞÜ GÜNLERDEN BİRİ"
Avukat Murat Fıratoğlu'nun yönettiği "Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri" filmi, Dünya prömiyerini 81. Venedik Film Festivali'nde “Orrizonti” bölümünde gerçekleştirdi. Venedik Film Festivali’nde Türkiye’den seçilen, tek uzun metrajlı film "Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri" Av. Murat Fıratoğlu’nun hem yönetmenliğini hem de oyunculuğunu yaptı. Film Venedik’te kazandığı iki ödül ile büyük bir başarı elde etti.
"Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri" Güneydoğu’da borcunu ödemek için bir domates hasadı sırasında, kavurucu güneşin altında durmaksızın çalışan Eyüp’ün hikayesini konu ediyor. Eyüp, Hemme’yle yaşadığı bir çatışmanın ardından radikal bir çözüm arayışıyla şehirde dolaşmaya başlar.
Murat Fıratoğlu’nun ilk filmi olan "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri" en iyi film ödülünü alarak Nuri Bilge Ceylan’ın gönülünü kazandı.
Nuri Bilge Ceylan, olanaklar artıkça yapılan hatalar azalıyor diyerek aslında ödül kazanan filmin nasıl gönlünü kazandığına dair işaretler verdi. Film dar bütçeli ve yönetmenin akrabalarının, yakınlarının oynadığı bir filmdir. Yönetmen, avukatlık mesleğininde toplumunun tüm kesimlernden insanları anlama şansı olduğunu belirtir. Hukuk ve sinema arasındaki bağlantıyla ilgili vurgu yapar.
Ödülü veren jüri Başkanı Nuri Bilge Ceylan; "İyi bir film yapmak için çok fazla olanaklara ihtiyaç olmadığını gösteriyor. Bu film insan olmanın ne demek olduğunu gösteriyor. Bütçesi küçük ama değeri çok büyük bir film" yorumunda bulundu.
"Hemme" Hamit’in Kürtçe seslenme biçimi. Hemme’nin öldüğü günlerden biri Hemme’nin temsil ettiği sınıfsal alanin hergün yeniden ölmesi olarak da okunabilir. Aslında doğum ve ölüm olarak algıladığımız yaşamak, hergün bir ölüm ve bir doğumla gerçekleşiyor olabilir. Film, ölmeden ölmenin yolunu bize öğretiyor ve tarihin çok derinliklerinden gelen bir ana bilgiyi zihnimize nakşediyor. Öldürmek üzere yola çıkan Eyüp gereken sabrı, basireti, itidali, aklın kuvvetini bize sembollerle mi veriyor ki, biz o sembolleri hayatımız boyunca yavaş yavaş çözüp sıradaki ölümümüzü sembolik olarak yaşıyıyoruz. Zamanınbir döngü içinde bütün olasılıklarıyla var olduğu gerçeğidir. Ölüm olayı bizim için olasılıkları açıklayan
dünyanın gerçeğidir. Olasılıklar etrafımızdaki diğer varlıklara ve dünyaya bağlıdır. Eyüp Hemme’yi öldürmek için yolda karşılaştıkları yaşamı sürdürmek gibidir. Kavafis’in,
Hiç aklından çıkarma İthaka’yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
Sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
Yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
Eyüp’ün çıktığı yolculuk Kavafis’in şiirlerindeki mısralar gibidir. Yaşlı adamın yavaşlığında yaşama bakan yönetmen Eyüp Hemme’yi öldürseydi ne olurdu sorusunu sorduruyor.
Murat Fıratoğlu, ödül konuşmasında; "Bu filmi; Gülten Akın, Yaşar Kemal, Ahmed Arif, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yılmaz Güney’e adıyorum" dedi. Hemme’ler mi işçiler mi sorusuna verdiği cevap gibidir yönetmenin.
Av.Murat Fıratoğlu’nun Türk sinemasındaki yolculuğu yeni başlıyor.







