Kartal Tepesi

Dr. Nurettin Demir drnurettindemir@gmail.com

 

Ben hep merak ederim. Türkiye’de kaç tepe vardır. Coğrafi olarak tepe sayısı ile halkın kullandığı tepeler birbirini tutuyor mu? Bunların tümünün kaydedildiği bir kaynak, kayıt var mıdır?
Tepe deyince sözlükler ne diyor diye baktım? Coğrafi terim tanımı; tepe bir yeryüzü şeklidir. Zirvesi vardır ve tek başına ya da birkaç küçük yükselti ile bir arada bulunabilir. Yüksekliği 0–500 m arasında değişen doğal coğrafi oluşumlardır.  Vikipedi’ye göre tepe; çevrelediği arazi parçasının üzerinde bulunan yükselti, yeryüzü şekli olarak tanımlamış. Bu tanıma göre, Fethiye Göcek Mahallesi Dereboğazı mevkiinde çocukluğumda küçücük bir tepeyi anımsadım. Yemen gazisi Hamit Tomaş amcamız Değirmen Tepe denilen yerde yaşardı. Vücudundaki kurşun izlerini, hatta derinde saplanan kurşunları ellerimizi, parmaklarımızı dokundurur, bize onların kabartılarını hissettirirdi. Arap ve İngilizlerin işkencelerini anlatırdı. Kaçıp kurtulmuş, aylarca aç susuz yalınayak yolculuklardan sonra köyüne dönebilmişti. Şimdi torunu Bayram Tomaş oturuyor. Neden Değirmen Tepe demişler hala merak ederim. Çevresindeki arazilerden sadece 4-5 m yükseklikte bir tepedir.

Google baktım, bazı web sitelerinde yüzlerce binlerce tepeden söz ediliyor. Daha çok yöresel - coğrafi bir tanım diyebiliriz. Bunun yanında ünlü olmuş tepeler de var. Bolu ilinin popüler kayak merkezlerinden Kartaltepe, Afyonun tarihi Kocatepesi, Atamızın yattığı Ankara’daki Anıttepe,  Konya’nın Karatay ilçesindeki Ünlü Tepe, İstanbul’un Yedi Tepesi, Şanlıurfa’nın Göbeklitepe’si, Karşıyanın Küçük Yamanlar Tepesi ilk aklıma geliveren çoğumuzun bildiği tepeler. 

Dünyanın birçok yerinde dağılmış pek çok ünlü tepeler de var. Benim burada bunları size uzun uzadıya anlatmam olası değil. Ne zamanım yeter ne de köşem. Ama bir tanesinden söz etmeden geçemeyeceğim. Eğer Paris’e gidecek olursanız, Ressamlar Tepesini görmeden geçmeyiniz. Pablo Picasso, Salvador Dali, Claude Monet, Vincent van Gogh gibi Ressamların yaşamının bir dönemini geçirdiği Montmartre Tepesini uzun yıllar  unutamayacaksınız.

Ben yazıma yine yöremden, Göcek’teki tepelerden söz ederek devam edeceğim. Göcek Akdeniz’i boydan boya saran Torosların başlangıcında yer aldığından tepe bakımından da çok zengindir. Sağına soluna bak heryer tepe… Tülü Tepe, Sivri Tepe, Dikmentepe, İkiztepe anımsadıklarımdan bazılarıdır. Herbiri ayrı bir güzellikte… Bu yazıyı yazmama neden olan Kartal Tepe’yi anlatmak istiyorum. Önder Saral ve eşi Nilgün Hanım “…bügün Pazar, sizi dünya güzeli bir tepede piknik yapalım.” diye davet etti. 

Göcek’ten çıktık yola, komşu mahalle  İnlice’de Çamur Osman’ın (5 Şubat onun yaşgünüydü, sevgiyle andık) kulübesinin önündeki Çınar ağacının önünde buluştuk. Yörük Kızı gözleme yerini geçince sağa orman yoluna saptık. Solumuzda şırıl şırıl suların aktığı kış deresinin yanından yukarı doğru yol aldık. Orman yolu patikadan 3-4 km kadar tırmandıktan sonra muhteşem bir manzara İle karşılaştık. Neresi burası derken, Nilgün Hanım “Yöre halkı buraya Kartal Tepesi diyor” dedi. Önder “… İster Şahin Tepe, istersen Kartal Tepe, her yerde bu tepelerden çokça var. Ama bu tepe başka tepe” diye ekledi.

Eşim Esen, Kızım Başak, Oğlum Emre, İsmet Dim, Urfalı Abdurrahman Acı (Apo), Mehmet Şanlı, Korkmaz Kaptan, Bülent ve Sema Kaynar ile birkaç dostla güzel güneşli bir Şubat Ayının ilk hafta sonunda Kartal Tepedeyiz. Fethiye Körfezi, 12 adalar, Kapıdağ yarım adası, Fethiye Merkezi ayaklarımızın altında. Deniz çarşaf gibi, birkaç yelkenli tekne kantlarını açan martılar misali adalar arasında yol alıyorlardı. Solunuza baktığınızda Babadağ, Mendos* (Arıdağ) daha uzaktaki Akdağ’ların zirvelerinde karların süslediği Toros dağları sıralanmışlardı. Çevremizdeki makilikler, kekikler, adaçayları, gerenler, anemonlar tüm doğa neredeyse uyandı uyanacak. Kapıdağ yarımadasının ortasındaki çentiğin arkasında Rodos  görünür gibiydi. Zaman su gibi akıp geçti.

Güneş salına salına adaların arkasından el sallayarak ufukta kayboldu. Kanatlarını açmış kuşlar gibi bulut karaltıları arasındaki kızıllığın birçok tonunu hangi ressam tablosuna taşıyabiliri tartışıyoruz. Akşam oldu. Fethiye’nin ilk ışıkları yanınca apayrı bir güzellik… Uzakta Rodos’un ışıkları da bize göz kırpıyordu. Yaşamak ne güzel, doğayla, dost ve sevdiklerimizle… Sizde baharla birlikte bir fırsatını bulup dere tepe demeden doğanın güzelliklerini dostlarınız ve sevdiklerinizle paylaşın. Sevgi ve mutluluk paylaştıkça büyür.
*Mendos; Saka Türkçesinde Yel alan (esen) anlamında kullanılmaktadır. (İbrahim Çelik)

06.02.2022
Göcek