İkinci Tura Kaldı…

Dr. Nurettin Demir drnurettindemir@gmail.com

Kıyasıya bir seçim sürecini yaşadık. İlk verilere göre Türkiye’de 13. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kaldı. 

Değişimi daha iyi koklamak için, seçimlere 2 gün kala Şanlıurfa’ya gitmeye karar verdim. Göcek’ten İzmir’e oradan da AnadoluJet ile Şanlıurfa’ya uçtum. 

Havaalanında İstanbul Milletvekili ve Şanlıurfa CHP Milletvekili adayı Mahmut Tanal’ın kardeşi Tülov MH üyesi Ramazan Tanal, Almanya Berlin Tülov temsilcisi Ayfer İnci Peköz ve Tülov Şanlıurfa üyelerinden Mahmut Modanlı karşıladılar. CHP İl Başkanlığına doğru yol alırken, yol boyu güller başta olmak üzere tüm çiçekler baharı karşılıyorlarlardı. Ana yolun ötesinde tarlalar ekinler yemyeşildi. Ekin ve fıstık tarlaları yaza hazırlanıyorlardı.

Sokaklarda seçim havası yok gibiydi. Afişler bayraklar yetersizdi. Görülenler arasında da iktidar partisinin afiş bayrakları çoğunluktaydı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun afiş ve bayrakları yok denecek kadar azdı.

Yillar sonra Şanlıurfa’ya gelmiştim. Yenişehir’deki Seçim bürosunda çok az yurttaş vardı. Sabah olmasının sessizliğinde kahvaltı için seçim bürosunun yanındaki pastaneye geçtik. Gençler bir masa etrafında sohbete dalmışlardı. Selamlaştık. “Kime oy veriyorsunuz arkadaşlar” diye sordum. Sanki “seçim mi var?” der gibi bir hava içindeydiler. “Pazar günü seçimlerde ne yapıyorsunuz?” diye tekrar sordum. İçlerinden bir tanesi, istifini hiç değiştirmeden “Dede’ye vereceğiz”. Gençler heyecan ve umarsız biçimde  Kemal Kılıçdaroğlu'nu işaret ediyorlardı. İçimden “Gençlerimizin heyecanını daha da arttırılmalıyız. Görünen tablo heyecan tonu düşük” diye düşünmedim değil. Bir bizim gençliğimiz, 68 kuşağını birde günümüz Z kuşağının heyecanı karşılaştırdım. Birbirinden epey uzak. Urfa’lı dostlarım İl başkanlığına geldiler. Başak Aktar ve oğlu Caner, Harran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesinde Başhekimlik yaptığım yıllardan tanıdığım görevli Necmettin Yıldıztekin, Şanlıurfa Tülov Temsilcisi Aydın Paydaş, Mehmet Aykaç duyar duymaz gelen arkadaşlarımızdı. Halef Eren ısrarla Çulluoğlu Restoranuna  öğle yemeğine davet etti. Ne de olsa Urfa’nın kebaplarını özlemiştim. Hem özlemlerimizi gidermek hem de seçim kulisi yapmak için davetini kabul ettim. 

Urfa’da seçim havasını sordum. Halef “gürültü ve fırtına var, ancak biraz toz duman olsa da buralarda fazla bir değişikliğin olduğunu sanmıyorum”, “Seçimler ikinci tura kalması bile başarıdır” dedi. Halef Eren geçmişte de hep temkinli konuşan bir Urfalıdır. Görüş ve düşüncelerini dikkate almalıyız diye düşündüm.

Yemekten sonra Aydın Paydaş’a babasının nerede olduğunu sordum. “Köyde” deyince “ziyaret edebilir miyiz?” Hemen telefon etti. “Dayım Seferhisar Tülov temsilcisi Davut Uruz’da bizle geliyor” dedi. Atladık arabaya Urfa Hilvan ilçesi Yukarı Külünçe (Kırbaşı) Mahallesine gittik. “SHP Şanlıurfa il başkanlığından, siyasi geçmişi ile epey birikimli ve deneyimli bir büyüğümüz olarak görüş alışverişi fırsatı olacak” diye geçirdim içimden.

Bizi köy evinin bahçe kapısında karşıladı. Bahçesinde yeni hem kütüphane hem de köy konukevi yapım çalışmalarına ara vererek balkonda ağırladı. 

Seçime yönelik endişelerinin yanında değişime en yakın olduğumuz bir seçim olduğunun da altını çiziyordu. Hem umutlu hem de endişeliydi.

Akşamüstü aydınlığında göz alabildiğince fıstık tarlalarının güzelliğinden söz açınca. “15000 bin fıstık ağacı diktim. Nazım Hikmet’in bizlere vasiyetine uydum. Büyük şair ne diyordu “… Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 

Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, 

Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 

Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,…” 

Fıstık ağaçlarının arasında günlük 10-15 km sabah yürüyüşlerle mutluyum. Seçimleri soracak oldum. “Değişim mutlaka olacak. Ama ikinci turu ön görüyorum” diye sohbetimizi geçmişle bağlantı kurarak sürdürdü.

“Paydaş ailesi olarak demokrasi ve özgürlük yolunda epey emek ve mücadele verdik. Ömrümün büyük kısmında siyasi faaliyetlerde bulundum. Büyüğümüz Celal Paydaş genç yaşta siyasi mücadelede yaşamını bu yollarda kaybetti.” “Geçen hafta ölümünün 51 yılında andığımız Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını veren Mahkeme başkanı Adalet Partisi Milletvekili Ali Elverdi’yi dövmesi ile olay olan Paydaş, askeri darbeden sonra tutuklanarak Diyarbakır Sıkıyönetim Hapishanesine götürüldü ve burada işkenceye maruz bırakıldı.” “Üç fidanın intikamını aldım diyen büyüğümüzü, 1988 Aralık ayında bir çatışmada kaybettik”. 

“Pazar günü 97 yaşındaki annemi sırtımda taşıyarak sandığa gidip değişime katkı koyacağız” diyen yılların başkanı Halil Paydaş’a veda ettikten sonra 68 kuşağının devrimci önderlerinden Celal Paydaş’ın mezarı başında saygı duruşunda bulunduk. Rahmet diledik.

İkinci tura kalan seçimler zorlu geçecek. Sıkı çalışmalıyız. Değişim kaçınılmaz. Er geç Türkiye’ye gelecek. Yılgınlık yok. Yorgunluk yok. Demokrasi mücadelemiz devam edecek

Göcek
15.05.2023