TKP platformu’ndan 8 Mart Mesajı: Dünya Kadınların Sayesinde KurtulacakMUĞLA Türkiye Komünistlerinin Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Ortaca da basın açıklamasında bulundular açıklamayı kadın üye Leyla Akkaya yaptı " kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit haklarla yer alması gerektiğini vurguladı ve 2026 yılının kadın mücadelesi açısından bir dönüm noktası olması çağrısında bulundu.
Türkiye Komünistlerinin Platformu (TKP platformu), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların tarih boyunca toplumsal dönüşümlerin ve mücadelelerin ön saflarında yer aldığına dikkat çekti.
Açıklamada 8 Mart’ın tarihinin “kan ve mücadeleyle yazıldığı” belirtilerek, insanlığın geleceğinin kadınların toplumsal yaşamın tüm alanlarında eşit haklarla yer almasına bağlı olduğu ifade edildi. Eğitimden üretime, kamusal yaşamdan karar alma süreçlerine kadar her alanda kadınların eşit söz ve karar hakkına sahip olması gerektiği vurgulandı.
DÜNYA KADINLARIN SAYESİNDE KURTULACAK
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart’ın tarihçesi kan ile mücadele ile yazılmıştır. Doğan, yetişen ve gelişen tüm kuşaklar kadınlar olmadan mümkün değildir. Kadınların da bu düzeyde toplumun ve insanlığın geleceği hakkında söz hakkı vardır. Bugüne kadar uygulanmayan budur.
Eğitimde, üretimde, toplumsal yaşamın tüm alanında kadınların eşit haklı olması, tüm kararlara ve eylemlere eşit hakla katılması bizler için doğal olandır.
Sınıf savaşımında, ulusal kurtuluş hareketlerinde ekmeğine, toprağına, ocağına en ön saflarda sahip çıkan kadınlar bundan sonraki mücadelelerde de kol kola omuz omuza erkeklerle birlikte yürüyecek, mücadele edeceklerdir.
Bizler kadınların bugünden mücadele saflarında eşit haklı ve en önde yer almalarından yanayız. Bu konuda çok eksiğimiz var. Bu 8 Mart’ta bu eksiğimizi giderme konusunda kendimize söz verelim, karar almış olalım. 2026 yılının 8 Mart’ı bizim için bir dönüm noktası olsun.
12 Eylül öncesi Kırmızı Çatkılı kadın yoldaşlarımızın mücadelelerini daha ileriye taşımak ancak böyle mümkün olacaktır.
Saymakla bitmez dedik, çoğunu daha anamadık bile kardeşler. Peki bunca çok mu bizim
düşmanımız? İşte bugün tam bunu konuşmamız gerekiyor. Bize hissettirmeye çalıştıkları
şey kalabalık ve güçlü bir güruhun bizi sindirdiği ve bizim çaresiz olduğumuz. Hadi
oradan! Bunların hepsi birbirine bağlı, birinin maskesini kaldır arkasından öbürü çıkıyor.
TÜSİAD'a bakınca Trump'ı, Trump'a bakınca Epstein'ı, Epstein'a bakınca NATO'yu,
NATO'ya bakınca iktidarı görüyoruz. Bunların hepsi birbirine göbekten bağlı uşaklar
ordusu. Peki neyin uşaklığını yapıyorlar? Bizim esas düşmanımızın, bu düzenin.
Yaptıkları o gövde gösterilerinin, şovların arkasındaki bu minicik aparatlar esas
düşmanımız sürsün diye var edilmiş kuklalar. İşte bugün bu acizliği ilan etmek için
burdayız. İşte tam da bu yüzden hodri meydan diyoruz. Çünkü kalabalık olan, haklı olan,
güçlü olan biziz biliyoruz kardeşler. Üreten biziz, emeğimizle var ettiğimiz her şeyin
üstüne konan bir avuç kan emici asalakla hesaplaşacak olan milyonlarca kadınız biz!
Onlar zayıf, onlar onursuz, onlar katil, onlar hırsız, düzenbaz, ahlaksız, tacizci, kan
emici... Ve bunca saydığımız şey, onlar dediğimiz bunca şey aslında tek dostlar. Biz ise
milyonlarcayız, buradayız. Hadi bakalım hodri meydan! Sizin kurduğunuz bu oyunda
masayı dağıtıyoruz.
Bugün buradan ilan ediyoruz. Gerçek düşmanımızı, bu düzeni görüyoruz. Bu düzenin
sürdürücüsü sermayedar ordusuyla yollarımızı ayırıyoruz. Şimdi görelim bakalım çaresiz
olan, güçsüz olan, umutsuz olan kim. Bu 8 Mart'ta ilan ediyoruz dostlar. Hayatımıza sahip
çıkmak için emek mücadelesini yükselteceğimizi, emeğimizle inşa ettiğimiz bu dünyanın
düzenini değiştireceğimizi ilan ediyoruz. O kadar istiyorlar ki biz sadece kadın-erkek
eşitsizliği konuşalım, sadece cinayet şiddet konuşalım, onların da kârlarını artırmaya
devam etsin. Çok beklersiniz. Kafanızı çevirdiğiniz her yerde her gündemde biz varız.
Doğayı mı katlediyorsunuz en önde ağaca sarılan biziz, çocukları tarikat yurtlarına mı
kapatıyorsunuz o yurdun kapısına mührü ilk vuran biziz, güzel ülkemizin fabrikasını,
madenini, suyunu mu özelleştiriyor, satıyorsunuz o sözleşmeleri imzalayan ellerinizi
kırmak için kapınıza dikilen biziz, savaş sevdanızla ülkemizi karanlığa mı sürüklüyorsunuz
kapıları açtığınız o NATO'nun karşısına ilk dikilecek biziz biz. Bizi içine soktukları
karanlıkla güya terbiye edeceklerini sananlar, kadınlar bunca cinayetle, tacizle, tecavüzle
uğraşırken ben gemimi yürütürüm diyenler, daha çok dinci-gericilikle, kadın bedeni
üzerindeki daha büyük tahakkümlerle, cezasızlık politikaları ve yasalarıyla besledikleri
çetelerle bizi nefessiz bırakacağını sananlara sesleniyoruz. Biz kadınların nefesi tükenir mi
sanıyorsunuz. Tükenmez kardeşler bizim nefesimiz de tükenmez, gücümüz de bitmez.
Ama düzen bekçilerinin nefesi tükenir. Şimdi onlara kötü bir haberimiz var: Biz kadınlar
siz asalakların aldığı her nefeste burnunuzun dibindeyiz. Hodri meydan! Siz tek biz
hepimiz!
Mutlaka biz kazanacağız!
Eşit, laik, bağımsız ve insanca yaşayacağımız sosyalist ülkeyi mutlaka kuracağız!
TKP platformu’ndan 8 Mart Mesajı: Dünya Kadınların Sayesinde Kurtulacak
MUĞLA Türkiye Komünistlerinin Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Ortaca da basın açıklamasında bulundular açıklamayı kadın üye Leyla Akkaya yaptı " kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit haklarla yer alması gerektiğini vurguladı ve 2026 yılının kadın mücadelesi açısından bir dönüm noktası olması çağrısında bulundu.
Türkiye Komünistlerinin Platformu (TKP platformu), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların tarih boyunca toplumsal dönüşümlerin ve mücadelelerin ön saflarında yer aldığına dikkat çekti.
Açıklamada 8 Mart’ın tarihinin “kan ve mücadeleyle yazıldığı” belirtilerek, insanlığın geleceğinin kadınların toplumsal yaşamın tüm alanlarında eşit haklarla yer almasına bağlı olduğu ifade edildi. Eğitimden üretime, kamusal yaşamdan karar alma süreçlerine kadar her alanda kadınların eşit söz ve karar hakkına sahip olması gerektiği vurgulandı.
DÜNYA KADINLARIN SAYESİNDE KURTULACAK
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart’ın tarihçesi kan ile mücadele ile yazılmıştır. Doğan, yetişen ve gelişen tüm kuşaklar kadınlar olmadan mümkün değildir. Kadınların da bu düzeyde toplumun ve insanlığın geleceği hakkında söz hakkı vardır. Bugüne kadar uygulanmayan budur.
Eğitimde, üretimde, toplumsal yaşamın tüm alanında kadınların eşit haklı olması, tüm kararlara ve eylemlere eşit hakla katılması bizler için doğal olandır.
Sınıf savaşımında, ulusal kurtuluş hareketlerinde ekmeğine, toprağına, ocağına en ön saflarda sahip çıkan kadınlar bundan sonraki mücadelelerde de kol kola omuz omuza erkeklerle birlikte yürüyecek, mücadele edeceklerdir.
Bizler kadınların bugünden mücadele saflarında eşit haklı ve en önde yer almalarından yanayız. Bu konuda çok eksiğimiz var. Bu 8 Mart’ta bu eksiğimizi giderme konusunda kendimize söz verelim, karar almış olalım. 2026 yılının 8 Mart’ı bizim için bir dönüm noktası olsun.
12 Eylül öncesi Kırmızı Çatkılı kadın yoldaşlarımızın mücadelelerini daha ileriye taşımak ancak böyle mümkün olacaktır.
Saymakla bitmez dedik, çoğunu daha anamadık bile kardeşler. Peki bunca çok mu bizim
düşmanımız? İşte bugün tam bunu konuşmamız gerekiyor. Bize hissettirmeye çalıştıkları
şey kalabalık ve güçlü bir güruhun bizi sindirdiği ve bizim çaresiz olduğumuz. Hadi
oradan! Bunların hepsi birbirine bağlı, birinin maskesini kaldır arkasından öbürü çıkıyor.
TÜSİAD'a bakınca Trump'ı, Trump'a bakınca Epstein'ı, Epstein'a bakınca NATO'yu,
NATO'ya bakınca iktidarı görüyoruz. Bunların hepsi birbirine göbekten bağlı uşaklar
ordusu. Peki neyin uşaklığını yapıyorlar? Bizim esas düşmanımızın, bu düzenin.
Yaptıkları o gövde gösterilerinin, şovların arkasındaki bu minicik aparatlar esas
düşmanımız sürsün diye var edilmiş kuklalar. İşte bugün bu acizliği ilan etmek için
burdayız. İşte tam da bu yüzden hodri meydan diyoruz. Çünkü kalabalık olan, haklı olan,
güçlü olan biziz biliyoruz kardeşler. Üreten biziz, emeğimizle var ettiğimiz her şeyin
üstüne konan bir avuç kan emici asalakla hesaplaşacak olan milyonlarca kadınız biz!
Onlar zayıf, onlar onursuz, onlar katil, onlar hırsız, düzenbaz, ahlaksız, tacizci, kan
emici... Ve bunca saydığımız şey, onlar dediğimiz bunca şey aslında tek dostlar. Biz ise
milyonlarcayız, buradayız. Hadi bakalım hodri meydan! Sizin kurduğunuz bu oyunda
masayı dağıtıyoruz.
Bugün buradan ilan ediyoruz. Gerçek düşmanımızı, bu düzeni görüyoruz. Bu düzenin
sürdürücüsü sermayedar ordusuyla yollarımızı ayırıyoruz. Şimdi görelim bakalım çaresiz
olan, güçsüz olan, umutsuz olan kim. Bu 8 Mart'ta ilan ediyoruz dostlar. Hayatımıza sahip
çıkmak için emek mücadelesini yükselteceğimizi, emeğimizle inşa ettiğimiz bu dünyanın
düzenini değiştireceğimizi ilan ediyoruz. O kadar istiyorlar ki biz sadece kadın-erkek
eşitsizliği konuşalım, sadece cinayet şiddet konuşalım, onların da kârlarını artırmaya
devam etsin. Çok beklersiniz. Kafanızı çevirdiğiniz her yerde her gündemde biz varız.
Doğayı mı katlediyorsunuz en önde ağaca sarılan biziz, çocukları tarikat yurtlarına mı
kapatıyorsunuz o yurdun kapısına mührü ilk vuran biziz, güzel ülkemizin fabrikasını,
madenini, suyunu mu özelleştiriyor, satıyorsunuz o sözleşmeleri imzalayan ellerinizi
kırmak için kapınıza dikilen biziz, savaş sevdanızla ülkemizi karanlığa mı sürüklüyorsunuz
kapıları açtığınız o NATO'nun karşısına ilk dikilecek biziz biz. Bizi içine soktukları
karanlıkla güya terbiye edeceklerini sananlar, kadınlar bunca cinayetle, tacizle, tecavüzle
uğraşırken ben gemimi yürütürüm diyenler, daha çok dinci-gericilikle, kadın bedeni
üzerindeki daha büyük tahakkümlerle, cezasızlık politikaları ve yasalarıyla besledikleri
çetelerle bizi nefessiz bırakacağını sananlara sesleniyoruz. Biz kadınların nefesi tükenir mi
sanıyorsunuz. Tükenmez kardeşler bizim nefesimiz de tükenmez, gücümüz de bitmez.
Ama düzen bekçilerinin nefesi tükenir. Şimdi onlara kötü bir haberimiz var: Biz kadınlar
siz asalakların aldığı her nefeste burnunuzun dibindeyiz. Hodri meydan! Siz tek biz
hepimiz!
Mutlaka biz kazanacağız!
Eşit, laik, bağımsız ve insanca yaşayacağımız sosyalist ülkeyi mutlaka kuracağız!









