Mitingde Ekrem İmamoğlu'nun mesajı da okundu.
İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadeler yer aldı:
“Güzel Muğla’nın, koca yürekli, güzel insanları… Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Muğla’mıza gözü gibi bakan, Muğla’ya hizmet etmek için canla başla çalışan kıymetli başkanım Ahmet Aras’a teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesini temsil eden il başkanım Nail Kızıl’a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Yaklaşık bir yıldır, sizler gibi, milyonlarca vatandaşımız meydanlarda toplanıyor ve aynı şeyi talep ediyor: Adalet, adalet, adalet. Biz, adaletin değerini bilen bir milletiz. Adalet, bizim için sadece bir hukuk meselesi değildir. Adalet, bizim karakterimizdir. Herkes için ve her yerde adaletin peşinde koşmak, bizim davamızdır. Biz adaleti, hep birlikte kardeşçe yaşayacağımız, mutlu ve huzurlu bir hayatın teminatı olarak görürüz. Biz adaleti, bolluk ve bereketin, geleceğe güvenle bakmanın temeli olarak kabul ederiz. Onun için, devletten en büyük beklentimiz, adil olmasıdır. Bugün milletçe adaleti arıyoruz. Mahkeme salonlarında arıyoruz. Elde ettiğimiz gelirde, ödediğimiz vergide arıyoruz. Eğitimde, sağlıkta adaleti arıyoruz. Hizmet alırken, işe girmek için başvururken, ‘nerede bu adalet’ diye soruyoruz.”“HİÇBİR ŞEY OLAMASANIZ DA BAKAN OLURSUNUZ”
“Ülkemizin nimetlerinden, devletimizin imkanlarından herkes adil bir biçimde yararlanabilsin istiyoruz. Siyasi partiler, hatta spor kulüpleri arasındaki rekabette bile adaleti arıyoruz. Milletçe, hayatın her alanında adaleti arıyoruz. Çünkü bu iktidar, ekonomik ve sosyal adaletin temellerini yıktı. Hakimlerin, savcıların özgür bir biçimde, sadece kanuna ve vicdanlarına göre hareket etmelerini engelleyerek ‘hukuki adaleti’ yerle bir etti. Adalet Bakan yardımcısı olarak siyasi bir görev yaparken, bağımsız bir yargı mensubuymuş gibi İstanbul Başsavcılığı’na atanan, sonra da Adalet Bakanı yapılarak ödüllendirilen zatın şahsında, yaşadığımız bütün adaletsizliklerin sebebini görebilirsiniz. Öyle bir rejim kurdular ki; milletin verdiği görevi layıkıyla yaparsanız değil, sadece bir kişinin verdiği işi hallederseniz makamınızı koruyup yükselebilirsiniz. Hiçbir şey olamasanız da bakan olursunuz. Öyle bir rejim kurdular ki, sadece o bir kişiyi memnun ederseniz haklarınız, hürriyetleriniz, güvenliğiniz koruma altında olur. Böyle bir rejimde elbet yoksulluk olur, işsizlik olur, güvencesizlik olur.“ÇÜRÜK ÇARIK BİR REJİME TAHAMMÜL EDECEK DEĞİLİZ”
Biz özgürlüğüne, şeref ve haysiyetine düşkün bir milletiz. Vatandaşa değer vermeyen, milleti hiçe sayan, kurum ve kural tanımayan, çürük çarık bir rejime tahammül edecek değiliz. Bu ülkenin, yaşanan korkunç adaletsizliklere ‘dur’ demek için sandığa koşmak üzere gün sayan on milyonlarca demokratı, cumhuriyetçisi, vatanseveri var. Bir şahsın, bir grubun, bir partinin değil; ortak aklın ve ortak değerlerimizin zaferi için buluşacağız. Demokrasi ve cumhuriyet, adalet ve hürriyet için bir araya geleceğiz. Huzur ve kardeşlik, refah ve bereket için el ele vereceğiz. Milletimizin ruhundaki o şaşmaz pusuladan, adaletten ayrılmadan mücadele edeceğiz. Ve ne olacak biliyor musunuz? Başaracağız. ‘Kurtuluş yok tek başına’ diyenler; kendisi için ne istiyorsa, başkası için de aynısını isteyenler kazanacak. Her şey çok güzel olacak.”"MUĞLA’DAN KEPÇEYLE ALMIŞLAR, ÇAY KAŞIĞIYLA VERMİŞLER"
İmamoğlu'nun mesajının okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuştu.Özel'in konuşması sırasında Milaslılar, "Tayyip istifa" ve "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları attı.Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Muğla 68 milyar lira bütçeye vergi ödemiş, Muğla’ya bütçeden 5.2 milyar bütçe ayrılmış. Muğla’dan 12 almışlar 1 vermişler. Muğla’dan kepçeyle almışlar, çay kaşığıyla vermişler.Türkiye’de tarım alanı kaybediyoruz, Türkiye’de olanın iki mislini Muğla’da kaybediyoruz.Genç çiftçiler fırsat bulursam asgari ücretli iş bulursam diyorsa işte burada çok büyük bir sorun var demektir. Bunun için de bu sorunları çözmek isteyen bu işlere enerjisi de olan yepyeni bir iktidara, şikayet eden çiftçiye ‘al ananı da git’ diyen bir cumhurbaşkanına değil, ilki gibi ‘ köylü milletin efendisidir’ diyen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır."AKBELEN DİRENİŞİ’Nİ SELAMLIYORUM"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin barınma sorununu çözmek üzere parti programında sosyal konut projesi vardı.Bizim iktidarımızda gelire göre kira dönemi başlayacaktır.Antalya ve Muğla, kışlık nüfuslarını yazın katlayan şehirler.Milas’ta olmamızın en önemli sebebi maalesef hükümet eliyle yapılanlar.İkizköy’e bağlı Akbelen Ormanı 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy, İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. O günden itibaren bu mücadeleye destek verenler Akbelen’de oldu. Öncellikle Akbelen Direnişi’ni selamlıyorum.Buradan vicdanı olan, insafı olana, alllaha inanan herkese sesleniyorum. Bu yapılanlara karşı Akbelenliler direndi. AK Partililer, ‘seçimi kaybediyoruz’ diyerek geri adım attı. Şimdi iki katıyla saldırmaya çalışıyorlar. Meclis’e bir kanun getirdiler. Normal şartlarda zeytinliklerin korunmasına dair kanun ortada duruyorken, kendilerince koordinatlarla burayı tarif eden kanun çıkardılar. Kanunu saatler içerisinde Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. Bunlar Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı vermesinden çekinerek acele kamulaştırma için Cumhurbaşkanı Kararı çıkarttılar.
AYM'YE ÇAĞRI
Anayasa Mahkemesi’ne buradan çağrıda bulunuyorum. Bu milletin sesini duyun. Bu ormanın, bu hayvanların, bu kuşların, bu ağaçların günahına girmeyin. Bu günahkar Erdoğan’a dur deyin, dur deyin.Bu gece başınızı yastığa koyduğunuzda o orman köylüsünü düşünün. Onun için mücadele eden 80 yaşında mücadele eden teyzeyi, oraları maden olduğunda yok olacak olan hayvanları, güzelim ağaçları düşünün. Bir tane zeytinin bile kıymetini düşünün ve bir buçuk milyon zeytin ağacının kesimine dur demek sizin yetkinizde. Bu gece onları düşünün ve artık bu başvuruyu öne çekin, bu katliama dur deyin.Limak’a dur deyip, bu teyzemin yüzünü güldürmeni bekliyoruz."AK PARTİ ÇİFTÇİYİ DEĞİL, GIDA İTHAL EDENLERİ DÜŞÜNÜYOR"
Bu iktidar tarıma iyi gelmedi, yoksula iyi gelmedi, çocuğa iyi gelmedi. Muğla Planlama Ajansı’nın hazırladığı bir raporda Muğla’da çiftçiler gelirim, giderimi karşılamıyor diyor. Yüzde 63’ü başka bir imkanım olsa çiftçiliği bırakırım diyor. 58 yaş ortalamasına gelen çiftçilerin düşürüldüğü durum bu.Bir ülkede tek adam varsa her şeye o karar verir. Bir ülkede parlamento varsa bütçeye, meclis karar verir. Çiftçi beş hak etmişken, bütçeye bir koydular. Açık açık konuşalım, bu ülkede tarım bilinçli olarak bitiriliyor. Ak Parti çiftçiyi değil, yurtdışından gıda ithal edenleri düşünüyor.ERKEN SEÇİM ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Bundan sonra bu mücadele Erdoğan’dan bir şey isteme mücadelesi değildir. 20 bin liralık emekli maaşının 42 bin liraya çıkarılmasını ya da asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyoruz.Erdoğan’dan bir şey istersem yazıklar olsun, ondan bir tek şey istiyoruz, erken seçim sandığı.Biz Erdoğan’dan zam değil, zam yapmak için milletten yetki, Erdoğan’dan da sadece ve sadece seçim sandığı bekliyoruz."GİDİYORSUNUZ, BUNU DURDURMAYACAĞIZ"
Erdoğan çıktı dedi ki, bu gidişi durduramayacaksınız Özgür, dedi bana. Vallahi bozuk saat günde iki kere doğruyu gösterirmiş ya Erdoğan’ın doğruyu söylediğini son zamanlarda ilk kez duyuyorum. Şunu bilsin, hiç niyetim yok, bu gidişi durdurmayacağım. Millet sizi yolluyor. Gidiyorsunuz, bunu durdurmayacağız. Ama sen de şunu bil bu gelişi durduramayacaksın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişini durdurmayacaksın, Türkiye İttifakı’nı durdurmayacaksın.CHP Genel Başkanı Özgür Özel: 'Bu Erdoğan, savaş yetkisini Akbelen'i Limak'a vermek için kullandı'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Milas'ta 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde ''Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?'' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla'nın Milas ilçesinde 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu.
Kamulaştırma tartışmalarının odağındaki Akbelen için yapılan miting, Milas Atapark Meydanı'nda düzenlendi. Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz maden sahaları için alınan acele kamulaştırma kararlarının bölge halkını yerinden ettiği söylemişti. Fevzi "Bu kararlardan 48’i Milas, 9’u Yatağan olmak üzere tam 57 mahallemiz etkilenecek. Bugüne kadar coğrafyadan silinen 4-5 köyümüz oldu. Kömür çıkarmak uğruna dağlar taşınıyor; ne yeraltı suyu ne toprak ne de zeytin ağacı kaldı. Artık kömürün ekonomik boyutu da ortadan kalkmış, maliyeti çok yükselmiştir. Biz bugün toprağımıza, tabiatımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için meydandayız" ifadelerini kullanmıştı.
Mitinge katılan yurttaşlar alanı erken saatlerde doldurdu.
CHP Muğla İlçe Başkanı Nail Kızıl, tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yazdığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadelere yer verildi:''Güzel Muğla'nın koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum.Muğla'mıza gözü gibi bakan, Muğla'ya hizmet etmek için canla başla çalışan kıymetli Başkanım Ahmet Aras'a çok teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesini temsil eden İl Başkanımız Nail Kızıl'a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımızı sunuyorum.Yaklaşık bir yıldır sizler gibi milyonlarca vatandaşımız meydanlarda toplanıyor ve aynı şeyi talep ediyor: Adalet, adalet, adalet! Biz adaletin değerini bilen bir milletiz. Adalet bizim için sadece bir hukuk meselesi değildir. Adalet bizim karakterimizdir. Herkes için her yerde adalet peşinde koşmak bizim davamızdır. Biz adaleti hep birlikte kardeşçe yaşayacağımız mutlu, huzurlu bir hayatın teminatı olarak görüyoruz. Biz adaleti bolluk ve bereketin, geleceğe güvenle bakmanın temeli olarak kabul ederiz. Onun için devletten en büyük beklentimiz adil olmasıdır.Bugün milletçe adalet arıyoruz. Mahkeme salonlarında arıyoruz. Elde ettiğimiz gelirde arıyoruz. Ödediğimiz vergide arıyoruz. Eğitimde, sağlıkta adaleti arıyoruz. Hizmet alırken, işe girmek için başvururken 'Nerede bu adalet?' diye soruyoruz. Ülkemimizin nimetlerinden, devletimizin imkanlarından herkes adil bir biçimde yararlansın istiyoruz. Siyasi partiler, hatta spor kulüpleri arasındaki rekabette bile adalet arıyoruz. Milletçe hayatın her alanında adalet arıyoruz.Çünkü bu iktidar ekonomik ve sosyal adaletin temellerini yıktı. Hakimlerin, savcıların özgür bir biçimde sadece kanuna ve vicdanlarına göre hareket etmelerine engelleyerek hukuki adaleti yerle bir etti. Adalet Bakan Yardımcısı olarak siyasi bir görev yaparken bağımsız bir yargı mensubuymuş gibi İstanbul Başsavcılığı'na atanan, sonra da Adalet Bakanı yapılarak ödüllendirilen zatın, ödüllendiren şahsın aslında yaşadığımız bütün adaletsizliklerin sebebini görebilirsiniz.''
Özel'in konuşmasından satırbaşları şöyle:
''Şubat ayının ortasındayız ve söz verdiğimiz gibi; ne sıcaktan yılarak, ne soğuktan korkarak... Yağmura, doluya, kara, tipiye; bugün bu güzel meydanda bu rüzgara, bu fırtınaya... Ama ne olursa olsun mücadeleye, mücadeleye, mücadeleye hoş geldiniz! Bu meydana bakınca eşitsizliğe adaletsizliğe karşı yılmayanları, teslim olmayanları görüyorum. Ben sizin bu azminizi gördükçe diyorum ki: 'Kötüler değil, zulmedenler değil zulmedilenler kazanır.'
Ben sizin, ben sizin bu azminizi, bu yüreğinizi, bu mücadele gücünüzü görünce diyorum ki: Hiçbir zaman karanlık kazanmaz, her zaman aydınlık kazanır. Hiçbir zaman kötülük kazanmaz, iyilik kazanır. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanır. Mücadele edenler kazanır. Ve sizi görünce diyorum ki: Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız.
89'inci mitingte size şunu söylüyorum: 'Ne olursa olsun, durmadık-durmayacağız, yılmadık-yılmayacağız, ne arkadaşlarımızı unutacağız ne bu mücadeleyi bırakacağız.'
"İLKİ GİBİ 'KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR' DİYEN BİR CUMHURBAŞKANI...''
Şikayet eden köylüye 'al ananı da git' diyen bir Cumhurbaşkanına değil, ilki gibi 'Köylü milletin efendisidir' diyen bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır.''"MİLAS'TA OLMAMIZIN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİR TANESİ AKBELEN'E YAPILANLAR"
Tabii Milas'ta olmamızın en önemli sebeplerinden bir tanesi de maalesef hükümet eliyle Akbelen'e yapılanlar. Demokrasilerde millet vekalet verip de çekilmez arkadaşlar. Tam olarak da bugün buraya bunu yapmaya geldiniz, bunu yapmaya geldik.Muğla'nın, Milas'ın köyü İkizköy. Şimdi Büyükşehir olunca mahalle, kırsal mahalle. İkizköy'e bağlı Akbelen Ormanı, 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy boşaltılmaya ve İkizköy İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. 2019'da orman için kesim kararı çıkardılar. O günden itibaren de Akbelen direnişi başladı. O günden beri çevreciler, Muğla'yı sevenler, Milas'ı sevenler ve Türkiye'nin dört bir yanından bu mücadeleye gönül ve destek verenler Akbelen'de oldular. Biz olduk, milletvekillerimiz oldu, örgütümüz oldu, sizler oldunuz. Öncelikle Akbelen direnişini saygıyla selamlıyorum ve bir kez daha sahipleniyorum.
"BEŞ KATINA ÇIKARMIŞLAR, BİR KEZ DAHA GETİRİYORLAR"
Şimdi meselenin ne olduğunun bütün Türkiye tarafından duyulması, canlı yayında duyulması, bunun konuşulması çok kıymetli. Buradan vicdanı olan, insafı olan, Allah'a inanan, doğayı seven herkese sesleniyorum. Bakın, bu konuda bu yapılanlara karşı Akbelenliler direndiler, karşı çıktılar. Ancak Adalet ve Kalkınma Mahkemesi buna karşı seçimden önce, 11 Mart 2024'te bir adım attı; kendi partilileri ayağa kalktı 'eyvah seçimi kaybederiz' diye geri çektiler. Şimdi kötülüğü iki katıyla birlikte, ne iki katıyla beş katına çıkarmışlar, bir kez daha getiriyorlar.
"AKBELEN'DEKİ MÜCADELEYİ KENDİLERİ KIRAMAYINCA BU İŞE MECLİS'İ ALET ETTİLER"
Adalet ve Kalkınma Partisi, 10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayınlanan kararla 679 parsele acele kamulaştırma kararı çıkardı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda -daha doğrusu şöyle ifade edelim- Akbelen'deki mücadeleyi kendileri kıramayınca bu işe Meclis'i alet ettiler. Meclis'e bir kanun getirdiler. Kanunda buradaki normal şartlarda zeytinlik olan yerlerin korunmasına ilişkin kanun ortada duruyorken; kendilerince bir numarayla zeytinlik olan yerlerin koordinatlarını tarif ederek buraları madenciliğe açtılar.
'SAVAŞ YETKİSİNİ AKBELEN'İ LİMAK'A VERMEK İÇİN KULLANDI''
“Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?”
ACIMASIZ ŞİRKET DİYOR Kİ ''BEN ORMAN KESMENİN PEŞİNDE DEĞİLİM''
Aslında şirket diyor ki, o acımasız şirket: 'Ben orman kesmenin peşinde değilim. Bana 4 milyar dolarlık bir söz var, paramı versinler vazgeçeyim' diyor. Ne için verdilerse, ne zaman bu sözü verdilerse o şirkete buradaki madenleri vererek bu işi halletmek istediler. Biz buna karşı çıkınca olmayacak bir iş yaparak koordinatlarıyla buraları tarif eden kanun çıkardılar. Hatırlarsınız, kanunu öyle 60 gün içinde değil, saatler içinde Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Ve dedik ki Anayasa Mahkemesi'ne: 'Bu haksızlığı durdur, bunu iptal et.'
Şimdi başvurumuz Anayasa Mahkemesi'nin önünde duruyor. Bunlar Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı vermesinden endişe ederek tuttular 10 Ocak günü Cumhurbaşkanı imzasıyla acele kamulaştırma kararı aldılar. Buradan şimdi vicdan sahibi... Bir dur, yuhalama, burayı anlatayım. Ben de çok yuhalamak istiyorum da önce bu AK Parti'ye oy veren, MHP'ye oy veren, şimdi önümüzdeki günlerde mübarek Ramazan'da oruç tutacak olan, günde beş vakit namaz kılan ve bu kötülükten haberdar olmayan insanlara bunları şikayet etmek farz.''"ERKEN SEÇİM SANDIĞINI İSTİYORUZ"
Ben 20 bin liralık emekli maaşını Erdoğan'ın eskiden olduğu gibi 1,5 asgari ücret olan 42 bin liraya çıkarmasını ya da bizim söylediğimiz gibi emekli asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyorum. Biz Erdoğan'dan asgari ücrete zam, emekliye zam, depremzedeye bedava konut, öğrenciye yurt, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa istemiyoruz. Erdoğan'dan bir şey istersem yazıklar olsun. Ondan bir tek şey istiyoruz: Erken seçim sandığını istiyoruz, erken seçim sandığı.''
AKIN GÜRLEK YORUMU
Ak Parti’nin kara düzeninde nasıl suçüstü yakalandılar.
Önce hakimdi, siyasete girdi bakan yardımcısı oldu. Oradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Çıkmış televizyona diyor ki, ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydı.
Erdoğan’ın bir imzasıyla Adalet Bakanı oldu. Ertesi gün, Ak Parti’nin il başkanları toplantısına katıldı utanmadan. Ak Parti’nin il başkanlarına diyor ki, partimizin başarısı için çalışacağım.
89 mitingdir bu dava siyasidir diye anlattım, bu kadar güçlü anlatamazdım. Ak Parti’nin başarısı için çalışacağım diyen kişi bir gün önce Ekrem İmamoğlu’na, arkadaşlarımıza iftira atan kişidir.Buradan bir kez daha söylüyorum, bu dava siyasidir. Akın Gürlek siyasidir."
İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadeler yer aldı:
“Güzel Muğla’nın, koca yürekli, güzel insanları… Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Muğla’mıza gözü gibi bakan, Muğla’ya hizmet etmek için canla başla çalışan kıymetli başkanım Ahmet Aras’a teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesini temsil eden il başkanım Nail Kızıl’a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Yaklaşık bir yıldır, sizler gibi, milyonlarca vatandaşımız meydanlarda toplanıyor ve aynı şeyi talep ediyor: Adalet, adalet, adalet. Biz, adaletin değerini bilen bir milletiz. Adalet, bizim için sadece bir hukuk meselesi değildir. Adalet, bizim karakterimizdir. Herkes için ve her yerde adaletin peşinde koşmak, bizim davamızdır. Biz adaleti, hep birlikte kardeşçe yaşayacağımız, mutlu ve huzurlu bir hayatın teminatı olarak görürüz. Biz adaleti, bolluk ve bereketin, geleceğe güvenle bakmanın temeli olarak kabul ederiz. Onun için, devletten en büyük beklentimiz, adil olmasıdır. Bugün milletçe adaleti arıyoruz. Mahkeme salonlarında arıyoruz. Elde ettiğimiz gelirde, ödediğimiz vergide arıyoruz. Eğitimde, sağlıkta adaleti arıyoruz. Hizmet alırken, işe girmek için başvururken, ‘nerede bu adalet’ diye soruyoruz.”“HİÇBİR ŞEY OLAMASANIZ DA BAKAN OLURSUNUZ”
“Ülkemizin nimetlerinden, devletimizin imkanlarından herkes adil bir biçimde yararlanabilsin istiyoruz. Siyasi partiler, hatta spor kulüpleri arasındaki rekabette bile adaleti arıyoruz. Milletçe, hayatın her alanında adaleti arıyoruz. Çünkü bu iktidar, ekonomik ve sosyal adaletin temellerini yıktı. Hakimlerin, savcıların özgür bir biçimde, sadece kanuna ve vicdanlarına göre hareket etmelerini engelleyerek ‘hukuki adaleti’ yerle bir etti. Adalet Bakan yardımcısı olarak siyasi bir görev yaparken, bağımsız bir yargı mensubuymuş gibi İstanbul Başsavcılığı’na atanan, sonra da Adalet Bakanı yapılarak ödüllendirilen zatın şahsında, yaşadığımız bütün adaletsizliklerin sebebini görebilirsiniz. Öyle bir rejim kurdular ki; milletin verdiği görevi layıkıyla yaparsanız değil, sadece bir kişinin verdiği işi hallederseniz makamınızı koruyup yükselebilirsiniz. Hiçbir şey olamasanız da bakan olursunuz. Öyle bir rejim kurdular ki, sadece o bir kişiyi memnun ederseniz haklarınız, hürriyetleriniz, güvenliğiniz koruma altında olur. Böyle bir rejimde elbet yoksulluk olur, işsizlik olur, güvencesizlik olur.“ÇÜRÜK ÇARIK BİR REJİME TAHAMMÜL EDECEK DEĞİLİZ”
Biz özgürlüğüne, şeref ve haysiyetine düşkün bir milletiz. Vatandaşa değer vermeyen, milleti hiçe sayan, kurum ve kural tanımayan, çürük çarık bir rejime tahammül edecek değiliz. Bu ülkenin, yaşanan korkunç adaletsizliklere ‘dur’ demek için sandığa koşmak üzere gün sayan on milyonlarca demokratı, cumhuriyetçisi, vatanseveri var. Bir şahsın, bir grubun, bir partinin değil; ortak aklın ve ortak değerlerimizin zaferi için buluşacağız. Demokrasi ve cumhuriyet, adalet ve hürriyet için bir araya geleceğiz. Huzur ve kardeşlik, refah ve bereket için el ele vereceğiz. Milletimizin ruhundaki o şaşmaz pusuladan, adaletten ayrılmadan mücadele edeceğiz. Ve ne olacak biliyor musunuz? Başaracağız. ‘Kurtuluş yok tek başına’ diyenler; kendisi için ne istiyorsa, başkası için de aynısını isteyenler kazanacak. Her şey çok güzel olacak.”"MUĞLA’DAN KEPÇEYLE ALMIŞLAR, ÇAY KAŞIĞIYLA VERMİŞLER"
İmamoğlu'nun mesajının okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuştu.Özel'in konuşması sırasında Milaslılar, "Tayyip istifa" ve "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları attı.Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Muğla 68 milyar lira bütçeye vergi ödemiş, Muğla’ya bütçeden 5.2 milyar bütçe ayrılmış. Muğla’dan 12 almışlar 1 vermişler. Muğla’dan kepçeyle almışlar, çay kaşığıyla vermişler.Türkiye’de tarım alanı kaybediyoruz, Türkiye’de olanın iki mislini Muğla’da kaybediyoruz.Genç çiftçiler fırsat bulursam asgari ücretli iş bulursam diyorsa işte burada çok büyük bir sorun var demektir. Bunun için de bu sorunları çözmek isteyen bu işlere enerjisi de olan yepyeni bir iktidara, şikayet eden çiftçiye ‘al ananı da git’ diyen bir cumhurbaşkanına değil, ilki gibi ‘ köylü milletin efendisidir’ diyen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır."AKBELEN DİRENİŞİ’Nİ SELAMLIYORUM"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin barınma sorununu çözmek üzere parti programında sosyal konut projesi vardı.Bizim iktidarımızda gelire göre kira dönemi başlayacaktır.Antalya ve Muğla, kışlık nüfuslarını yazın katlayan şehirler.Milas’ta olmamızın en önemli sebebi maalesef hükümet eliyle yapılanlar.İkizköy’e bağlı Akbelen Ormanı 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy, İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. O günden itibaren bu mücadeleye destek verenler Akbelen’de oldu. Öncellikle Akbelen Direnişi’ni selamlıyorum.Buradan vicdanı olan, insafı olana, alllaha inanan herkese sesleniyorum. Bu yapılanlara karşı Akbelenliler direndi. AK Partililer, ‘seçimi kaybediyoruz’ diyerek geri adım attı. Şimdi iki katıyla saldırmaya çalışıyorlar. Meclis’e bir kanun getirdiler. Normal şartlarda zeytinliklerin korunmasına dair kanun ortada duruyorken, kendilerince koordinatlarla burayı tarif eden kanun çıkardılar. Kanunu saatler içerisinde Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. Bunlar Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı vermesinden çekinerek acele kamulaştırma için Cumhurbaşkanı Kararı çıkarttılar.
AYM'YE ÇAĞRI
Anayasa Mahkemesi’ne buradan çağrıda bulunuyorum. Bu milletin sesini duyun. Bu ormanın, bu hayvanların, bu kuşların, bu ağaçların günahına girmeyin. Bu günahkar Erdoğan’a dur deyin, dur deyin.Bu gece başınızı yastığa koyduğunuzda o orman köylüsünü düşünün. Onun için mücadele eden 80 yaşında mücadele eden teyzeyi, oraları maden olduğunda yok olacak olan hayvanları, güzelim ağaçları düşünün. Bir tane zeytinin bile kıymetini düşünün ve bir buçuk milyon zeytin ağacının kesimine dur demek sizin yetkinizde. Bu gece onları düşünün ve artık bu başvuruyu öne çekin, bu katliama dur deyin.Limak’a dur deyip, bu teyzemin yüzünü güldürmeni bekliyoruz."AK PARTİ ÇİFTÇİYİ DEĞİL, GIDA İTHAL EDENLERİ DÜŞÜNÜYOR"
Bu iktidar tarıma iyi gelmedi, yoksula iyi gelmedi, çocuğa iyi gelmedi. Muğla Planlama Ajansı’nın hazırladığı bir raporda Muğla’da çiftçiler gelirim, giderimi karşılamıyor diyor. Yüzde 63’ü başka bir imkanım olsa çiftçiliği bırakırım diyor. 58 yaş ortalamasına gelen çiftçilerin düşürüldüğü durum bu.Bir ülkede tek adam varsa her şeye o karar verir. Bir ülkede parlamento varsa bütçeye, meclis karar verir. Çiftçi beş hak etmişken, bütçeye bir koydular. Açık açık konuşalım, bu ülkede tarım bilinçli olarak bitiriliyor. Ak Parti çiftçiyi değil, yurtdışından gıda ithal edenleri düşünüyor.ERKEN SEÇİM ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Bundan sonra bu mücadele Erdoğan’dan bir şey isteme mücadelesi değildir. 20 bin liralık emekli maaşının 42 bin liraya çıkarılmasını ya da asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyoruz.Erdoğan’dan bir şey istersem yazıklar olsun, ondan bir tek şey istiyoruz, erken seçim sandığı.Biz Erdoğan’dan zam değil, zam yapmak için milletten yetki, Erdoğan’dan da sadece ve sadece seçim sandığı bekliyoruz."GİDİYORSUNUZ, BUNU DURDURMAYACAĞIZ"
Erdoğan çıktı dedi ki, bu gidişi durduramayacaksınız Özgür, dedi bana. Vallahi bozuk saat günde iki kere doğruyu gösterirmiş ya Erdoğan’ın doğruyu söylediğini son zamanlarda ilk kez duyuyorum. Şunu bilsin, hiç niyetim yok, bu gidişi durdurmayacağım. Millet sizi yolluyor. Gidiyorsunuz, bunu durdurmayacağız. Ama sen de şunu bil bu gelişi durduramayacaksın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişini durdurmayacaksın, Türkiye İttifakı’nı durdurmayacaksın.CHP Genel Başkanı Özgür Özel: 'Bu Erdoğan, savaş yetkisini Akbelen'i Limak'a vermek için kullandı'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Milas'ta 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde ''Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?'' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla'nın Milas ilçesinde 89'uncusu düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu.
Kamulaştırma tartışmalarının odağındaki Akbelen için yapılan miting, Milas Atapark Meydanı'nda düzenlendi. Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz maden sahaları için alınan acele kamulaştırma kararlarının bölge halkını yerinden ettiği söylemişti. Fevzi "Bu kararlardan 48’i Milas, 9’u Yatağan olmak üzere tam 57 mahallemiz etkilenecek. Bugüne kadar coğrafyadan silinen 4-5 köyümüz oldu. Kömür çıkarmak uğruna dağlar taşınıyor; ne yeraltı suyu ne toprak ne de zeytin ağacı kaldı. Artık kömürün ekonomik boyutu da ortadan kalkmış, maliyeti çok yükselmiştir. Biz bugün toprağımıza, tabiatımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için meydandayız" ifadelerini kullanmıştı.
Mitinge katılan yurttaşlar alanı erken saatlerde doldurdu.
CHP Muğla İlçe Başkanı Nail Kızıl, tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yazdığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadelere yer verildi:''Güzel Muğla'nın koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum.Muğla'mıza gözü gibi bakan, Muğla'ya hizmet etmek için canla başla çalışan kıymetli Başkanım Ahmet Aras'a çok teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesini temsil eden İl Başkanımız Nail Kızıl'a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımızı sunuyorum.Yaklaşık bir yıldır sizler gibi milyonlarca vatandaşımız meydanlarda toplanıyor ve aynı şeyi talep ediyor: Adalet, adalet, adalet! Biz adaletin değerini bilen bir milletiz. Adalet bizim için sadece bir hukuk meselesi değildir. Adalet bizim karakterimizdir. Herkes için her yerde adalet peşinde koşmak bizim davamızdır. Biz adaleti hep birlikte kardeşçe yaşayacağımız mutlu, huzurlu bir hayatın teminatı olarak görüyoruz. Biz adaleti bolluk ve bereketin, geleceğe güvenle bakmanın temeli olarak kabul ederiz. Onun için devletten en büyük beklentimiz adil olmasıdır.Bugün milletçe adalet arıyoruz. Mahkeme salonlarında arıyoruz. Elde ettiğimiz gelirde arıyoruz. Ödediğimiz vergide arıyoruz. Eğitimde, sağlıkta adaleti arıyoruz. Hizmet alırken, işe girmek için başvururken 'Nerede bu adalet?' diye soruyoruz. Ülkemimizin nimetlerinden, devletimizin imkanlarından herkes adil bir biçimde yararlansın istiyoruz. Siyasi partiler, hatta spor kulüpleri arasındaki rekabette bile adalet arıyoruz. Milletçe hayatın her alanında adalet arıyoruz.Çünkü bu iktidar ekonomik ve sosyal adaletin temellerini yıktı. Hakimlerin, savcıların özgür bir biçimde sadece kanuna ve vicdanlarına göre hareket etmelerine engelleyerek hukuki adaleti yerle bir etti. Adalet Bakan Yardımcısı olarak siyasi bir görev yaparken bağımsız bir yargı mensubuymuş gibi İstanbul Başsavcılığı'na atanan, sonra da Adalet Bakanı yapılarak ödüllendirilen zatın, ödüllendiren şahsın aslında yaşadığımız bütün adaletsizliklerin sebebini görebilirsiniz.''
Özel'in konuşmasından satırbaşları şöyle:
''Şubat ayının ortasındayız ve söz verdiğimiz gibi; ne sıcaktan yılarak, ne soğuktan korkarak... Yağmura, doluya, kara, tipiye; bugün bu güzel meydanda bu rüzgara, bu fırtınaya... Ama ne olursa olsun mücadeleye, mücadeleye, mücadeleye hoş geldiniz! Bu meydana bakınca eşitsizliğe adaletsizliğe karşı yılmayanları, teslim olmayanları görüyorum. Ben sizin bu azminizi gördükçe diyorum ki: 'Kötüler değil, zulmedenler değil zulmedilenler kazanır.'
Ben sizin, ben sizin bu azminizi, bu yüreğinizi, bu mücadele gücünüzü görünce diyorum ki: Hiçbir zaman karanlık kazanmaz, her zaman aydınlık kazanır. Hiçbir zaman kötülük kazanmaz, iyilik kazanır. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanır. Mücadele edenler kazanır. Ve sizi görünce diyorum ki: Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız.
89'inci mitingte size şunu söylüyorum: 'Ne olursa olsun, durmadık-durmayacağız, yılmadık-yılmayacağız, ne arkadaşlarımızı unutacağız ne bu mücadeleyi bırakacağız.'
"İLKİ GİBİ 'KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR' DİYEN BİR CUMHURBAŞKANI...''
Şikayet eden köylüye 'al ananı da git' diyen bir Cumhurbaşkanına değil, ilki gibi 'Köylü milletin efendisidir' diyen bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç vardır.''"MİLAS'TA OLMAMIZIN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİR TANESİ AKBELEN'E YAPILANLAR"
Tabii Milas'ta olmamızın en önemli sebeplerinden bir tanesi de maalesef hükümet eliyle Akbelen'e yapılanlar. Demokrasilerde millet vekalet verip de çekilmez arkadaşlar. Tam olarak da bugün buraya bunu yapmaya geldiniz, bunu yapmaya geldik.Muğla'nın, Milas'ın köyü İkizköy. Şimdi Büyükşehir olunca mahalle, kırsal mahalle. İkizköy'e bağlı Akbelen Ormanı, 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy boşaltılmaya ve İkizköy İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. 2019'da orman için kesim kararı çıkardılar. O günden itibaren de Akbelen direnişi başladı. O günden beri çevreciler, Muğla'yı sevenler, Milas'ı sevenler ve Türkiye'nin dört bir yanından bu mücadeleye gönül ve destek verenler Akbelen'de oldular. Biz olduk, milletvekillerimiz oldu, örgütümüz oldu, sizler oldunuz. Öncelikle Akbelen direnişini saygıyla selamlıyorum ve bir kez daha sahipleniyorum.
"BEŞ KATINA ÇIKARMIŞLAR, BİR KEZ DAHA GETİRİYORLAR"
Şimdi meselenin ne olduğunun bütün Türkiye tarafından duyulması, canlı yayında duyulması, bunun konuşulması çok kıymetli. Buradan vicdanı olan, insafı olan, Allah'a inanan, doğayı seven herkese sesleniyorum. Bakın, bu konuda bu yapılanlara karşı Akbelenliler direndiler, karşı çıktılar. Ancak Adalet ve Kalkınma Mahkemesi buna karşı seçimden önce, 11 Mart 2024'te bir adım attı; kendi partilileri ayağa kalktı 'eyvah seçimi kaybederiz' diye geri çektiler. Şimdi kötülüğü iki katıyla birlikte, ne iki katıyla beş katına çıkarmışlar, bir kez daha getiriyorlar.
"AKBELEN'DEKİ MÜCADELEYİ KENDİLERİ KIRAMAYINCA BU İŞE MECLİS'İ ALET ETTİLER"
Adalet ve Kalkınma Partisi, 10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayınlanan kararla 679 parsele acele kamulaştırma kararı çıkardı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda -daha doğrusu şöyle ifade edelim- Akbelen'deki mücadeleyi kendileri kıramayınca bu işe Meclis'i alet ettiler. Meclis'e bir kanun getirdiler. Kanunda buradaki normal şartlarda zeytinlik olan yerlerin korunmasına ilişkin kanun ortada duruyorken; kendilerince bir numarayla zeytinlik olan yerlerin koordinatlarını tarif ederek buraları madenciliğe açtılar.
'SAVAŞ YETKİSİNİ AKBELEN'İ LİMAK'A VERMEK İÇİN KULLANDI''
“Bu Erdoğan, savaş ve acil durum için yetkisini, Akbelen Ormanı’nı Limak şirketine vermek için kullandı. Duyuyor musun hacı teyze, hacı amca?”
ACIMASIZ ŞİRKET DİYOR Kİ ''BEN ORMAN KESMENİN PEŞİNDE DEĞİLİM''
Aslında şirket diyor ki, o acımasız şirket: 'Ben orman kesmenin peşinde değilim. Bana 4 milyar dolarlık bir söz var, paramı versinler vazgeçeyim' diyor. Ne için verdilerse, ne zaman bu sözü verdilerse o şirkete buradaki madenleri vererek bu işi halletmek istediler. Biz buna karşı çıkınca olmayacak bir iş yaparak koordinatlarıyla buraları tarif eden kanun çıkardılar. Hatırlarsınız, kanunu öyle 60 gün içinde değil, saatler içinde Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Ve dedik ki Anayasa Mahkemesi'ne: 'Bu haksızlığı durdur, bunu iptal et.'
Şimdi başvurumuz Anayasa Mahkemesi'nin önünde duruyor. Bunlar Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı vermesinden endişe ederek tuttular 10 Ocak günü Cumhurbaşkanı imzasıyla acele kamulaştırma kararı aldılar. Buradan şimdi vicdan sahibi... Bir dur, yuhalama, burayı anlatayım. Ben de çok yuhalamak istiyorum da önce bu AK Parti'ye oy veren, MHP'ye oy veren, şimdi önümüzdeki günlerde mübarek Ramazan'da oruç tutacak olan, günde beş vakit namaz kılan ve bu kötülükten haberdar olmayan insanlara bunları şikayet etmek farz.''"ERKEN SEÇİM SANDIĞINI İSTİYORUZ"
Ben 20 bin liralık emekli maaşını Erdoğan'ın eskiden olduğu gibi 1,5 asgari ücret olan 42 bin liraya çıkarmasını ya da bizim söylediğimiz gibi emekli asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyorum. Biz Erdoğan'dan asgari ücrete zam, emekliye zam, depremzedeye bedava konut, öğrenciye yurt, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa istemiyoruz. Erdoğan'dan bir şey istersem yazıklar olsun. Ondan bir tek şey istiyoruz: Erken seçim sandığını istiyoruz, erken seçim sandığı.''
AKIN GÜRLEK YORUMU
Ak Parti’nin kara düzeninde nasıl suçüstü yakalandılar.
Önce hakimdi, siyasete girdi bakan yardımcısı oldu. Oradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Çıkmış televizyona diyor ki, ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydı.
Erdoğan’ın bir imzasıyla Adalet Bakanı oldu. Ertesi gün, Ak Parti’nin il başkanları toplantısına katıldı utanmadan. Ak Parti’nin il başkanlarına diyor ki, partimizin başarısı için çalışacağım.
89 mitingdir bu dava siyasidir diye anlattım, bu kadar güçlü anlatamazdım. Ak Parti’nin başarısı için çalışacağım diyen kişi bir gün önce Ekrem İmamoğlu’na, arkadaşlarımıza iftira atan kişidir.Buradan bir kez daha söylüyorum, bu dava siyasidir. Akın Gürlek siyasidir."










