Reklam

Göcek'in yıldızı Zeynebim Göcekiçi hizmete girdi

Göcek'in geçmişiyle bütünleşen ve Yörük Mutfağı kültürüyle harmanlanan özel menüsüyle Zeynebim Göcekiçi hizmete girdi. Zeynebim Göcekiçi, yat turizminin merkezi Göcek’e yörenin geçmişinin oluşturan ‘Yörük Mutfağı’nın özel ürünleriyle yeni bir lezzet kavramı sunuyor.

Göcek'in yıldızı Zeynebim Göcekiçi hizmete girdi
29 Ağustos 2021 - 01:18 - Güncelleme: 29 Ağustos 2021 - 23:26

Göcek'in geçmişiyle bütünleşen ve Yörük Mutfağı kültürüyle harmanlanan özel menüsüyle Zeynebim Göcekiçi hizmete girdi. Zeynebim Göcekiçi, yat turizminin merkezi Göcek’e yörenin geçmişinin oluşturan ‘Yörük Mutfağı’nın özel ürünleriyle yeni bir lezzet kavramı sunuyor.
Göcek’in doğal güzelliklerini, tarihi yerlerini ve gezilecek yerlerini keşfedenler, Göcekiçi’nde günün yongunluğunu Zeynebim Göcekiçi’nde, yörenin ünlü doğal lezzetlerinin tadına varacaklar. Özellikle sabahları güne  luhteşem organik kahvaltı ürünleriyle harika başlangıç yapabilecekler.
Göcek merkezde bulunan şarküteride kurutulmuş sağlıklı gıdalar ve mandıra ürünleri sunan, Zeynebim Göcekiçi ile Göcek’in lezzet dünyasına ‘Yörük Mutfağı’nın özel ürünleriyle yeni bir tat merkezi daha ekleniyor

Toroslar’ın uzandığı Akdeniz ve Ege’nin kırsal bölgesinde asırlar soyu yaşayan Yörükler’in sağlıklı beslenme yöntemlerini Göcek’e taşıyan Zeynebim Göcekiçi’nde, farklı tatlar yanında, birbirinden lezzetli 50’yi aşkın meze ve yiyecek çeşitleri ile konuklarına adeta “Yörük Sofrası” kuruyor. Yumurta ile yapılan her türlü lezzet yanında bölgenin ünlü menemeni, sahanda yumurtası
Kahvaltı tabağı ve kahvaltı sepeti gibi seçeneklerin dışında menemen, kalaylı bakır sahanda yumurtası ve omlet çeşitleri, bal, tereyağ gibi organik gıdalar sofranın lezzetini bir kaç kat daha artırıyor.
Tarihi Göcekiçi’nde yörenin geçmişiyle iç içe, asırların izini doya doya yaşayarak yenilen nefis kahvaltılar ve yemeklerin tadına doyamayacaksınız.
Lezzetli menüleriyle kalabalık aile grupları, iş yemekleri veya romantik kutlamalar gibi bir çok etkinliğin yapılabileceği Zeynebim Göcekiçi, Göcek’in buluşma noktalarından biri oluyor. Zeynebim Göcekiçi, hem damak hem de göz zevkine hitap ederken doymak ve Göcek’In ruhunu doyasıya yaşamak isteyenler için açıldı.


Açılışa  CHP İstanbul Millet Vekili Mahmut Tanal,Aydın Millet Vekili Osman Aydın Bursa Millet Vekili Ceyhur İrgil ,Geçmiş dönem Millet Vekili Ömer Süha Aldan,Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş,Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca Belediye Meclis Üyesi Fatih Ugan,Fethiye CHP İlçe Başkanı Mehmet Demir,Dalaman İlçe Başkanı Sezer Durmuş,çok sayıda siyasetçi bilim insanı ve yöre halkı katıldı.

Açılış öncesi konuşma yapan işletme sahibi Prof. Dr. Nurettin Demir “Bu işe önce tarım olarak başladım.Koyun,keçi,tavuk kaz derken barbunya şudur budur elma ile devam ettim geçen yıl elmaları satamadık elimizde kaldı. Ne yapalı arayışına girdim ve kurutmaya kararverdim. Bu ürünlerimizi Göcek,Muğla ve Türkiye deki arkadaşlarımız yesinler dedik.bir çok doğal ürün yetiştirmeye başladık  gulitensiz sağlıklı ürünler ürettik ve işletmemizde bunu sunacağız.bun sonra siyasi kulisleride burada yapacağız.seçimlerde yaklaşıyor.siyasetçilerde burada inşallah hep buraya gelirler.bu vesile ile yeni işletmemizde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.iyiki dostlar var.”dedi

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca “Nurettin hocamı yıllar önce Kumluova Belediye Başkanı iken tanıdım. O dönem Millet vekili adayı idi kendisini destekledik ve meclise gönderdik hem tıp doktoru olarak hem de Millet vekili olarak bölgemize çok katkısı ve yardımları olmuştur.vekilliği sonrası tarım alanında bir çok işlere girdi. Ben niye diye sorarken benim Cumhuriyete borcum var. Bende bundan çok etkilendim ben de bu saat ten sonra Nurettin hocamın görüşlerinden daha çok faydalanacağım hocamızın  bölge kültürümüze de çok büyük katkıları var yeni işletme bölgemize hayırlı olsun.”dedi.

İstanbul Millet Vekili Mahmut Tanal “tarım demek bağımsızlık demektir tarımını bağımsızlığını kaybeden ülkeler onurunu,kişiliğini,şahsiyetini kaybeder onun için  toprak değimize sadece toprak olarak bakmamak lazım ona bağımsızlık özgürlük ve vatan olarak bakmak lazım.Evet Nurettin hocam Cumhuriyete borçluyum dedi beni de duygulandırdı.ben de Atatürk Cumhuriyetine borçluyum benim annem babam  çobandı ve 9 kardeştik Atatürk Cumhuriyetinin yarattığı fırsat eşitliği  sayesinde ben bu ülkede okudum avukat oldum ve millet vekili oldum. Atatürk Cumhuriyetinin Yarattığı o fırsat eşitliği sayesi ile bu ülkede bir marabanın,çobanın çocuğu bu ülkede Millet vekili ve Cumhur başkanı olabiliyor. Onun için hepimizin Atatürk Cumhuriyetine borcu var.Atatürk Cumhuriyetine borcum yok diyenler nankördür vatana ihanet edendir.onlar mutlak suretle  günün birinde bu gerçekleri öğreneceklerdir. Şimdiden yeni işyeri bölgemize ve işletme sahiplerine sevgili hocama hayırlı olsun diyorum “dedi.

16 Dönem CHP Muğla Millet Vekili Sami Gökmen “değerli dostlar Nurettin Demir ile bir noktada  daha kesiştik. Benim hayatım Memuriyet,siyaset ve Ticaret  üçgeni içinde geçti.Türkiye de Millet vekilliğinden daha fazla para alan memuriyet yoktur.Ama ben Millet vekilliğinden para alamadım kardeşlerim ve babam sayesinde Millet vekilliği yaptım eşimin sayesinde ticarete atıldım ve parayı orada buldum. Kardeşim Nurettin de iticaret sayesinde parayı bulur inşallah  evet değerli dostlar içimizde çok karamsar olanlar var.ülkemiz kötü gidiyor fakat bu ülkede bir Mustafa Kemal geçti  bu ülke ne Irak,ne Suriye ,nede Afkanistan olur  özenenler istediği kadar özensin  bu yurdum insanlarının Türk kanında var ikinci bir Kuvayi Milliye ye  hazır olun.  Dünya da Türk Milletinin girdiği ulusal kurtuluş savaşının üstünde bir savaş bir destan yok.Sıfırdan başlayaraktan Dünyanın beş  ülkesini dize getiren  insanların torunlarıyız biz ben hiç umutsuzluğa kapılmıyorum sizlerde kapılmayın  işte kuvayi milliye destanı böyle umutlar açan bir destandır. Size bu destanın şiiri ile sesleniyorum
26 Ağustos  sabah karşı .
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu
Paşalar: 'Üç', dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.

Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü ve şu türküyü duydu:
'Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e
bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim...'

Sonra.
Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik ve Kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinde gelip öfkeden, sevinçten,
Ümitten ağlıya ağlıya,
Güneyden Kuzeye,
Doğudan Batıya,
Türk halkıyla beraber seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i.

Ve biz de burda bitirdik destanımızı.
Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,
Türk halkı bağışlasın bizi,
onlar ki toprakta karınca,
suda balık, havada kuş kadar çokturlar,
korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların maceraları vardır...

 


Bu haber 252 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
CHP'Lİ ERBAY: LİMON DALINDA KALMASIN
CHP’Lİ ERBAY: LİMON DALINDA KALMASIN
Son 24 saatte korona virüsten 223 kişi hayatını kaybetti
Son 24 saatte korona virüsten 223 kişi hayatını kaybetti