"30 AĞUSTOS; TÜRK ULUSUNUN GERÇEK KURTULUŞ GÜNEŞİ" (*)

Erdal Atıcı erdalatici@gmail.com


 Büyük zaferden iki yıl sonra; 30 Ağustos 1924’te, Dumlupınar’da “Meçhul Asker Anıtı”nın açılış töreni vardır. Bu törene Mustafa Kemal Paşa, hükümet ve ordu erkânı ve on binlerce vatandaş katılır. Törenin ilk konuşmasını, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) yapar. Fevzi Paşa konuşmasında zaferin askeri aşamalarını anlatır. Fevzi Paşa’dan sonra Mustafa Kemal Paşa kürsüye gelir. Savaşın askeri aşamasıyla ilgili kısa bilgi verdikten sonra sözü 30 Ağustos’un siyasi önemi ve sonuçları üzerine getirir...
Dumlupınar konuşması, aslında, Mustafa Kemal Paşa’nın en önemli ve en etkili konuşmalarından biridir. Özellikle gelecekle ilgili verdiği iletiler, bugün de geçerliliğini korumaktadır.
EMPERYALİZME VE DİKTATÖRLERE MESAJ…
Atatürk, emperyalist hırslarla hareket eden diktatörlerin, hırs ve emellerinin bedelini yalnız kendilerinin ödemediklerini, bu ağır bedelin milletleri tarafından da ödendiğini anlatarak, diktatörlüğe heves edenlere ve emperyalizmin maşalarına tarihi uyarılarda bulunuyor: “…Yok olup gitmek, yalnız savaş sahasında bulunan orduya ait kalmaz. Asıl ordunun ait olduğu millet, korkunç sonlara uğrar. Tarih, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların birtakım hayalî isteklerle, aracı yerine düşen işgalci orduların, işgalci milletlerin uğradığı bu şekil korkunç sonlarla doludur.”
TÜRK MİLLETİNİN EGEMENLİĞİ KAYITSIZ ŞARTSIZ ELİNE ALMASI
Atatürk 30 Ağustos’un en önemli sonucunun; Türk milletinin egemenliğini kayıtsız şartsız eline alması olduğunu söyleyerek, “tek adam” yönetimlerinin verdiği zararlara dikkat çekiyor; “Milletimizin uzun yüzyıllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların yönetim ve baskısı altında ne kadar ezildiğini, onların hırslarını sağlama yolunda ne kadar büyük felâketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, milletimizin egemenliğini eline almış olması olayının, bütün büyüklüğü ve önemi gözleriniz önünde canlanır. Gerçi büyük zaferin ertesi gününe kadar İstanbul’da halife ve sultan adı altında bir şahıs ve onun işgâl ettiği hilâfet ve saltanat ünvanı ile bir makam vardı. Fakat bu zaferden sonra millet o makamları ve o makam sahiplerini hak ettikleri sona ulaştırdı.”  Bu sözler, tek adam yönetimlerini savunanlara, yüz yıl öncesinden tokat gibi bir yanıttır.
Atatürk konuşmasını milli egemenliğin önemini anlatarak sürdürüyor:“Efendiler, millî egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş olan kurumlar, her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar…”
SARAYIN İÇİNDEKİ ÇÜRÜMÜŞ GÖLGE ADAMLAR…
Atatürk, Osmanlı İmparatorluğunun tek adam yönetimine, tek adam yönetimlerinin millete çektirdiği acılara değiniyor ve saltanatın neden kaldırıldığını sorusuna da kısaca yanıtlıyor:“Arkadaşlar, saraylarının içinde Türk’ten başka unsurlara dayanarak, düşmanlarla birleşerek Anadolu’nun, Türklüğün karşısında yürüyen çürümüş gölge adamlarının Türk vatanından sürülmeleri, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir harekettir. Türk milletinin atalarının kutlu emaneti olan bu topraklarda tam anlamıyla efendi olarak yaşaması; ancak o lüzumsuz ve manasız olmaktan başka, varlıkları tam zarar ve felâket olan makamların yok edilmesiyle mümkün olabilirdi.”
MİLLETİMİZİN HEDEFİ, İDEALİ; BÜTÜN DÜNYADA ÇAĞDAŞ BİR SOSYAL TOPLUM OLMAKTIR…
Atatürk, Türk milletinin yeni hedeflerini de konuşmasında şu şekilde açıklıyor:
“Efendiler! Milletimizin hedefi, milletimizin ideali; bütün dünyada tam anlamı ile çağdaş bir sosyal toplum olmaktır. Bilirsiniz ki, dünyada her toplumun varlığı, kıymeti, özgürlük ve kurtuluş hakkı, sahip olduğu öze uygun yapacağı çağdaş eserlerle mümkün olur. Uygar eser oluşturmak yeteneğinden yoksun olan milletler, hürriyet ve kurtuluşlarından ayrılmaya mahkûmdurlar. İnsanlık tarihi baştan başa bu söylediklerimi doğrulamaktadır. Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak, hayatın şartıdır.”
ÇAĞDAŞLIK YOLUNDA BAŞARI YENİLENMEYE BAĞLIDIR…
Çökmüş bir imparatorluğun ardından kurulan yeni Cumhuriyet’in en temel gereksinimi, yenilenmekti:  “Efendiler! Çağdaşlık yolunda başarı yenilenmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadî hayatta ilim ve fen alanında başarılı olmak için tek olgunlaşma ve yükselme yolu budur. Hayat ve dirliğe hükmeden emirlerin, zaman ile değişme, olgunlaşma ve yenilenmesi zorunludur. Uygarlığın buluşları, fennin harikaları, dünyayı şekilden şekile geçirttiği bir dönemde, yüzyıllık eskimiş düşüncelerle, geçmişe tapınmakla varlığını korumak mümkün değildir. Uygarlıktan söz ederken şunu da kesinlikle söylemeliyim ki, uygarlığın temeli, yükselmenin ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta kötülük, mutlaka sosyal, iktisadî, siyasal güçsüzlüğü gerektirir. Aileyi oluşturan kadın ve erkek unsurların doğal haklarına sahip olmaları, aile görevlerini idareye yeterli bulunmaları gereklerdendir.”
SON SÖZ GENÇLERE…
Atatürk, Dumlupınar konuşmasını gençlere seslenerek bitirir: “Gençler! Cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve anlayış ile insanlık yüksek karakterinin, vatan sevgisinin, düşünce hürriyetinin en kıymetli örneği olacaksınız.
Ey yükselen nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.”
SONUÇ:
30 Ağustos 1922’de kazanılan büyük zafer Cumhuriyetin kurulmasına, devrimlerin yapılmasına, Türk ulusunun çağdaş uygarlık yolunda yeniden yürümesine ortam hazırladı. Atatürk’ün Dumlupınar konuşması hem 30 Ağustos’un önemi, hem de Türk ulusunun geleceği bakımından çok önemli iletiler içermektedir.
Atatürk’ü ölümünden 84 yıl sonra bile hala canlı tutan işte bu ve bunun gibi yüzlerce konuşmasındaki gelecekle ilgili öngörüsüdür.
O nedenle, okura, bir tarih öğretmeni olarak önerimiz: Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha yeniden okumaları, onun yaptıklarını ve devrimlerini yeni kuşaklara aktarmak için çalışmalar yapmaları olacaktır.
Bu büyük bayramı bir kez daha coşkuyla kutluyor, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını Kurtuluş Savaşı şehit ve gazilerini saygıyla anıyoruz…
(*) Atatürk’ün 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da Meçhul Asker Anıtının açılışında yaptığı konuşma, Hâkimiyet-i Milliye: 31.08.1924

Erdal Atıcı