Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı açılan dava kapsamında dün yapılan bilirkişi keşfine yönelik protesto sırasında gözaltına alınan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık tutuklandı.
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan 679 parsellik tarım arazisinin Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karşı 96 yurttaşın açtığı davada mahkeme bilirkişi keşfi gerçekleştirmiş, keşif sırasında yurttaşlar karara itiraz etmişti.
Keşif sırasında çıkan gerginlik sonrası Esra Işık gece saatlerinde gözaltına alınmıştı. Milas İlçe Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemlerinin ardından Milas Adliyesi’ne sevk edilen Işık, sevk edildiği sulh ceza hakimliğindeki sorgusunun ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.Esra Işık'ın annesi Nejla Işık, kararın ardından adliye önünde köylülerle birlikte yaptığı açıklamada, "Toprağımız için adalet istiyorduk şimdi evladımız için adalet isteyeceğiz. Dimdik uğurlayacağız onu. Biz utanılacak bir şey yapmadık. Bütün köylüyü almanız gerekecek. 7 yıldır bu mücadeleyi veren 20 kişiyi atacaklar hapse, İkizköy'ü öyle talan edecekler. Bir tek Esra'yı almakla olmaz bu iş. Anasını da alacak, babasını da alacak, kardeşini de alacak. Esra yalnız değil" dedi.Özel: Bir annenin direncini, kızının özgürlüğü ile sınayan bu kara düzene yazıklar olsun
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:"Bu kara düzenin hedefinde sadece bir parti yok. Kendine itiraz eden herkes var. Acımadan, gözü dönmüşçe… Akbelen Ormanı’nda toprağını savunanlara müdahale ettiler. İkizköy’ün muhtarı ve direnişin simge ismi Nejla Işık’ın gencecik kızı Esra Işık’ı gece vakti gözaltına aldılar, bugün de tutukladılar.Suçu ne? Ağacını korumak. Toprağına sahip çıkmak. Bugün Akbelen’de olan, yarın başka bir yerde olacak. Çünkü mesele boyun eğmeyen herkesi susturma meselesi. Bu ülkenin aydınlarına, gazetecilerine, seçilmiş siyasetçilerine, çevresini, doğasını savunanlara, itiraz eden herkese hep aynı hukuksuzluk reva görülüyor. Bir annenin direncini, kızının özgürlüğü ile sınayan bu kara düzene yazıklar olsun. Asla teslim olmayacağız."İzmir Barosu: Hukuk bir kez daha koruması gerekeni değil, karşısında duranı hedef aldı
İzmir Barosu, Akbelen Ormanı’ndaki çevre mücadelesi sırasında gözaltına alınan Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin, "Esra Işık’ın ‘suçu’ doğayı savunmaktır. Esra Işık’ın ‘suçu’ anayasal hakkını kullanmaktır" açıklamasını yaptı. Baronun açıklamasında şu ifadeler yer aldı:“İkizköy’de toprağını, suyunu ve yaşam alanlarını savunduğu için gözaltına alınan Esra Işık tutuklandı. Bu karar, yalnızca bir yurttaşın özgürlüğüne yönelik değildir. Bu karar çevresini koruyan, hakkını arayan herkese yöneliktir. Esra Işık’ın ‘suçu’ doğayı savunmaktır. Esra Işık’ın ‘suçu’ anayasal hakkını kullanmaktır. Gece yarısı gözaltı ile başlayan süreç, şimdi tutuklama ile derinleşmiş; hukuk, bir kez daha koruması gerekeni değil, karşısında duranı hedef almıştır. Bu bir yargılama değil, bir susturma girişimidir. İzmir Barosu olarak bir kez daha söylüyoruz: Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır. Yaşam savunucularına yönelik baskılar son bulmalıdır. İkizköy’de hukuka aykırı uygulamalara derhal son verilmelidir. Esra Işık yalnız değildir. Haklı olanlar susmayacak.”İHD: Kaygı verici bir hak ihlali
İHD Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanmasını "kaygı verici bir hak ihlali" olarak nitelendirdi. Yargı süreci tamamlanmadan taşınmazlara fiili müdahalede bulunulmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu savunulan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:"Acele kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu idari yargı mercileri tarafından henüz denetlenmemiş, Danıştay’da açılan davalar derdest durumda iken ve yürütmenin durdurulması talepleri hakkında herhangi bir karar verilmemişken, taşınmazlara yönelik fiili müdahalenin başlatılması açık bir hak ihlali riski doğurmaktadır.Nitekim dava konusu acele kamulaştırma işlemlerine karşı Danıştay nezdinde yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 ayrı iptal davası açılmış bulunmaktadır. Bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet ihtilafları değil; aynı zamanda yaşam alanlarının, çevrenin ve temel hakların korunmasına ilişkin bütünlüklü yargı süreçleridir. Bu nedenle bu dosyalarda ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi zorunludur.Mülkiyet hakkı, yaşam hakkı ile doğrudan bağlantılı temel bir insan hakkıdır. Bununla birlikte söz konusu alanlar yalnızca mülkiyet konusu taşınmazlar değil; aynı zamanda insanların geçim kaynakları, sosyal yaşamlarının merkezleri ve kuşaklar boyunca aktarılan yaşam alanlarıdır. Bu alanlara yönelik müdahale, yalnızca mülkiyet hakkının değil; aynı zamanda yaşam hakkının, sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve geçim hakkının ihlali anlamına gelmektedir."Dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı"
Bugün Milas’ta ve İkizköy’de gerçekleştirilen keşif işlemleri, geri dönüşü mümkün olmayan bir sürecin başlangıcıdır. Zeytin ağaçlarının kesilmesi, tarım alanlarının yok edilmesi ve doğal yaşamın tahrip edilmesi halinde ortaya çıkacak zararların giderilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda ileride Danıştay tarafından verilebilecek bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararının fiili bir karşılığı kalmayacak, yargı denetimi işlevsiz hale gelecektir. Bu durum yalnızca bireysel hak ihlallerine yol açmamakta; aynı zamanda yargı denetiminin etkisizleştirilmesi suretiyle etkili başvuru hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır. İdari yargı süreci tamamlanmadan adli yargı eliyle fiili durum yaratılması hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.Öte yandan 7554 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri zayıflatan, doğal varlıkların korunmasına ilişkin güvenceleri etkisizleştiren ve idareye çevresel müdahaleler bakımından ölçüsüz yetkiler tanıyan bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile birlikte, bu hakkın korunmasına yönelik devletin pozitif yükümlülükleri ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı açıktır.Acele kamulaştırma uygulamalarıyla birlikte bu düzenlemenin sahadaki etkileri açık biçimde görülmektedir. Çevresel değerlerin, zeytinliklerin ve tarım alanlarının korunmasına yönelik güvenceler ortadan kaldırılmakta; doğa ve yaşam alanları geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde tahrip edilme riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır."Esra Işık’ın derhal bırakılmasını talep ediyoruz"
İnsan Hakları Derneği olarak, gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık’ın derhal serbest bırakılmasını, acele kamulaştırma kararına dayanılarak yürütülen el koyma işlemlerinin durdurulmasını, Danıştay’da açılmış bulunan ve yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 davada ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesini, 7554 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini, yargı denetiminin etkili ve anlamlı biçimde işletilmesini, Milas’ta, İkizköy’de ve tüm bölgede yaşam alanlarının, zeytinliklerin ve çevresel değerlerin korunmasını talep ediyoruz.Başta Milas ve İkizköy olmak üzere, yaşam alanlarını savunan yurttaşlara yönelik her türlü baskıya karşı kamuoyunu duyarlı olmaya, hak ihlallerine karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. İnsan hakları mücadelesi yalnızca bireylerin değil, toplumun ortak geleceğinin korunması mücadelesidir. Yaşam alanlarına ve bu alanları savunanlara yönelik her müdahale, insan haklarına yönelmiş bir müdahaledir."
Esra'nın isyanını duyalım...
Holdinglerin talanına karşı toprağını savunan ikizköylü Esra Işık, bugün çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
ikizköy'de olan çok açık. Toprağını savunan köylüye tutuklama, şirkete koruma.
Toprağını savunanlar değil, o toprağa çökenler yargılanmalıdır.
Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır!
Esra'nın tutuklanmadan önceki son
konuşması: "Burası bu şirketin çiftliği mi?
Çıkartın bu aracı buradan.
Şirketin kuklası çık!"
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan 679 parsellik tarım arazisinin Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karşı 96 yurttaşın açtığı davada mahkeme bilirkişi keşfi gerçekleştirmiş, keşif sırasında yurttaşlar karara itiraz etmişti.
Keşif sırasında çıkan gerginlik sonrası Esra Işık gece saatlerinde gözaltına alınmıştı. Milas İlçe Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemlerinin ardından Milas Adliyesi’ne sevk edilen Işık, sevk edildiği sulh ceza hakimliğindeki sorgusunun ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.Esra Işık'ın annesi Nejla Işık, kararın ardından adliye önünde köylülerle birlikte yaptığı açıklamada, "Toprağımız için adalet istiyorduk şimdi evladımız için adalet isteyeceğiz. Dimdik uğurlayacağız onu. Biz utanılacak bir şey yapmadık. Bütün köylüyü almanız gerekecek. 7 yıldır bu mücadeleyi veren 20 kişiyi atacaklar hapse, İkizköy'ü öyle talan edecekler. Bir tek Esra'yı almakla olmaz bu iş. Anasını da alacak, babasını da alacak, kardeşini de alacak. Esra yalnız değil" dedi.Özel: Bir annenin direncini, kızının özgürlüğü ile sınayan bu kara düzene yazıklar olsun
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:"Bu kara düzenin hedefinde sadece bir parti yok. Kendine itiraz eden herkes var. Acımadan, gözü dönmüşçe… Akbelen Ormanı’nda toprağını savunanlara müdahale ettiler. İkizköy’ün muhtarı ve direnişin simge ismi Nejla Işık’ın gencecik kızı Esra Işık’ı gece vakti gözaltına aldılar, bugün de tutukladılar.Suçu ne? Ağacını korumak. Toprağına sahip çıkmak. Bugün Akbelen’de olan, yarın başka bir yerde olacak. Çünkü mesele boyun eğmeyen herkesi susturma meselesi. Bu ülkenin aydınlarına, gazetecilerine, seçilmiş siyasetçilerine, çevresini, doğasını savunanlara, itiraz eden herkese hep aynı hukuksuzluk reva görülüyor. Bir annenin direncini, kızının özgürlüğü ile sınayan bu kara düzene yazıklar olsun. Asla teslim olmayacağız."İzmir Barosu: Hukuk bir kez daha koruması gerekeni değil, karşısında duranı hedef aldı
İzmir Barosu, Akbelen Ormanı’ndaki çevre mücadelesi sırasında gözaltına alınan Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin, "Esra Işık’ın ‘suçu’ doğayı savunmaktır. Esra Işık’ın ‘suçu’ anayasal hakkını kullanmaktır" açıklamasını yaptı. Baronun açıklamasında şu ifadeler yer aldı:“İkizköy’de toprağını, suyunu ve yaşam alanlarını savunduğu için gözaltına alınan Esra Işık tutuklandı. Bu karar, yalnızca bir yurttaşın özgürlüğüne yönelik değildir. Bu karar çevresini koruyan, hakkını arayan herkese yöneliktir. Esra Işık’ın ‘suçu’ doğayı savunmaktır. Esra Işık’ın ‘suçu’ anayasal hakkını kullanmaktır. Gece yarısı gözaltı ile başlayan süreç, şimdi tutuklama ile derinleşmiş; hukuk, bir kez daha koruması gerekeni değil, karşısında duranı hedef almıştır. Bu bir yargılama değil, bir susturma girişimidir. İzmir Barosu olarak bir kez daha söylüyoruz: Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır. Yaşam savunucularına yönelik baskılar son bulmalıdır. İkizköy’de hukuka aykırı uygulamalara derhal son verilmelidir. Esra Işık yalnız değildir. Haklı olanlar susmayacak.”İHD: Kaygı verici bir hak ihlali
İHD Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu, İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanmasını "kaygı verici bir hak ihlali" olarak nitelendirdi. Yargı süreci tamamlanmadan taşınmazlara fiili müdahalede bulunulmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu savunulan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:"Acele kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu idari yargı mercileri tarafından henüz denetlenmemiş, Danıştay’da açılan davalar derdest durumda iken ve yürütmenin durdurulması talepleri hakkında herhangi bir karar verilmemişken, taşınmazlara yönelik fiili müdahalenin başlatılması açık bir hak ihlali riski doğurmaktadır.Nitekim dava konusu acele kamulaştırma işlemlerine karşı Danıştay nezdinde yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 ayrı iptal davası açılmış bulunmaktadır. Bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet ihtilafları değil; aynı zamanda yaşam alanlarının, çevrenin ve temel hakların korunmasına ilişkin bütünlüklü yargı süreçleridir. Bu nedenle bu dosyalarda ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi zorunludur.Mülkiyet hakkı, yaşam hakkı ile doğrudan bağlantılı temel bir insan hakkıdır. Bununla birlikte söz konusu alanlar yalnızca mülkiyet konusu taşınmazlar değil; aynı zamanda insanların geçim kaynakları, sosyal yaşamlarının merkezleri ve kuşaklar boyunca aktarılan yaşam alanlarıdır. Bu alanlara yönelik müdahale, yalnızca mülkiyet hakkının değil; aynı zamanda yaşam hakkının, sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve geçim hakkının ihlali anlamına gelmektedir."Dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı"
Bugün Milas’ta ve İkizköy’de gerçekleştirilen keşif işlemleri, geri dönüşü mümkün olmayan bir sürecin başlangıcıdır. Zeytin ağaçlarının kesilmesi, tarım alanlarının yok edilmesi ve doğal yaşamın tahrip edilmesi halinde ortaya çıkacak zararların giderilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda ileride Danıştay tarafından verilebilecek bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararının fiili bir karşılığı kalmayacak, yargı denetimi işlevsiz hale gelecektir. Bu durum yalnızca bireysel hak ihlallerine yol açmamakta; aynı zamanda yargı denetiminin etkisizleştirilmesi suretiyle etkili başvuru hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır. İdari yargı süreci tamamlanmadan adli yargı eliyle fiili durum yaratılması hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.Öte yandan 7554 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri zayıflatan, doğal varlıkların korunmasına ilişkin güvenceleri etkisizleştiren ve idareye çevresel müdahaleler bakımından ölçüsüz yetkiler tanıyan bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile birlikte, bu hakkın korunmasına yönelik devletin pozitif yükümlülükleri ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı açıktır.Acele kamulaştırma uygulamalarıyla birlikte bu düzenlemenin sahadaki etkileri açık biçimde görülmektedir. Çevresel değerlerin, zeytinliklerin ve tarım alanlarının korunmasına yönelik güvenceler ortadan kaldırılmakta; doğa ve yaşam alanları geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde tahrip edilme riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır."Esra Işık’ın derhal bırakılmasını talep ediyoruz"
İnsan Hakları Derneği olarak, gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık’ın derhal serbest bırakılmasını, acele kamulaştırma kararına dayanılarak yürütülen el koyma işlemlerinin durdurulmasını, Danıştay’da açılmış bulunan ve yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 davada ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesini, 7554 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini, yargı denetiminin etkili ve anlamlı biçimde işletilmesini, Milas’ta, İkizköy’de ve tüm bölgede yaşam alanlarının, zeytinliklerin ve çevresel değerlerin korunmasını talep ediyoruz.Başta Milas ve İkizköy olmak üzere, yaşam alanlarını savunan yurttaşlara yönelik her türlü baskıya karşı kamuoyunu duyarlı olmaya, hak ihlallerine karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. İnsan hakları mücadelesi yalnızca bireylerin değil, toplumun ortak geleceğinin korunması mücadelesidir. Yaşam alanlarına ve bu alanları savunanlara yönelik her müdahale, insan haklarına yönelmiş bir müdahaledir."
Esra'nın isyanını duyalım...
Holdinglerin talanına karşı toprağını savunan ikizköylü Esra Işık, bugün çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
ikizköy'de olan çok açık. Toprağını savunan köylüye tutuklama, şirkete koruma.
Toprağını savunanlar değil, o toprağa çökenler yargılanmalıdır.
Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır!
Esra'nın tutuklanmadan önceki son
konuşması: "Burası bu şirketin çiftliği mi?
Çıkartın bu aracı buradan.
Şirketin kuklası çık!"









