İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda Limak ve IC Holdingin ağaçları katletmesine karşı köylülerin, bölge halkının ve desteğe gelen yurttaşların direnişi sürerken; “Akbelen Büyük Buluşması” adı altında miting gerçekleştirildi. İktidar çevrelerinin Akbelen’de orman..kizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda Limak ve IC Holdingin ağaçları katletmesine karşı köylülerin, bölge halkının ve desteğe gelen yurttaşların direnişi sürerken; “Akbelen Büyük Buluşması” adı altında miting gerçekleştirildi. İktidar çevrelerinin Akbelen’de orman katliamının gerçekleştiği alandaki mitinge katılımı engellemeye yönelik provokatif açıklamalarına ve abartılmış polis-jandarma ablukasına rağmen binlerce insan Akbelen’e aktı.İkizköy Çevre Komitesinin çağrısıyla düzenlenen eyleme çevre ilçelerden de geniş katılım gerçekleşti. Solun her renginden, görüşünden siyasi partilerin katılımına karşın parti amblem ve bayraklarının etkinlikte kullanılmaması takdirle karşılandı. Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, CHP Milletvekilleri Semra Dinçer, Gizem Özcan ve Cumhur Uzun’da katılımcılar arasındaydı. Eylemde katledilen ağaçlar için, kefene sarılı kesilmiş bir ağaç tabut olarak cenaze mizanseni ile ellerde taşındı. Bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Eylem esnasında çok sayıda müzisyen ve sanatçı sahne alarak; şarkılar ve şiirler söylediler.
İKİZKÖYLÜ KADINLAR: “ORMAN İÇİN, ÖLECEKSEK ÖLECEĞİZ.”
Mitingde İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık;”14 gündür burada büyük bir katliam var. Ama burada oluşunuzla Akbelen yeniden doğuyor. Burayı madene vermeyceğiz. 4 senedir bağırıyoruz. Madene verecek toprağımız, bir tane dalımız yok. İkizköylü kadınlar olarak dedik ki; boynumuz kıldan ince.Ormanımız için öleceksek, öleceğiz. Amamücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Akbelen için gelen dostlarımız yüreklerinize sağlık” dedi. Yine İkizköylülerden Aytaç Yakar da; bölge kadınları adına; “Biz 14 gündür burada mücadele ediyoruz. Biber gazı, cop, dayak yedik. Yine de direniyoruz, direneceğiz. Çamlarımızı vermeyeceğiz. Havamızı, suyumuzu beşli çetelere yedirmeyeceğiz. Bizim burada Limak’a yedirecek ekmeğimiz suyumuz yok. Biz vatanımıza sahip çıktık. Benim bir torunum var. Her jandarma gördüğünde korkuyor. Adeta düşman muamelesi görüyorum. Onların anneleri babaları; ‘Bugün Akbelen’de ne yaptın’ diye sormuyor mu? Anneleri copladık mı diyorlar. Her gün aramadan geçiriyorlar. Benim silahım belimde değil, ağzımda ve yüreğimde” görüşlerine yer verdi. Karacahisar köylüsü Ayşe Gülay ise; ” Bu toprak ana bize ağaçları, her şeyi armağan etmiş. Bu çamlar neden kesiliyor? Benim köyümde her ay bir kişi kanser hastalığından ölüyor. Sebebi ne? Ben doğa sevgisiyle yaşayan bir insanım. Ben kanserden ölmek istemiyorum. Ben köyüme aşığım. Sizin ne işiniz var benim toprağımda, çamımda? Çam ağaçları, zeytin ağaçları birer canlı, nefes alıyor. Neden kesiyorsunuz? Hiç mi vicdanınız yok? Beni tutuklayın, öldürün hiç umurumda değil. İnsan gibi yaşamak istiyorum” dedi.” ifadelerini kullandı.
BODRUM GENÇLİĞİ AKBELEN’İN YANINDA.
Bodrum Gençlik Platformu’ndan Volkan Doğer de; “Bugün burada tarihe not düşüldü. Akbelen teslim olmayacak. Yağmacılara, talancılara verecek tek karış toprağımız, tel bir yaprağımız yok. İki yıldır direnişe sistematik bir saldırı vardı. Son iki haftadır bu saldırılar akıl dışı bir hal aldı. Ama baskı ve saldırı yoğunlaştıkça direniş de büyüdü. İktidarın yalancılığı bu direnişle bir kez daha tescillendi. İşçilerle, köylüleri çatıştırmak istediler. ‘Termik santraller kapanırsa işçiler işsiz kalacak’ safsatasına sığınmaya kalktılar. Yer göğe sığdıramadıkları devlet 2000 işçiyi istihdam edemiyorsa ortada büyük sorun var. Kaldı ki; zaten bölgemizdeki halkçı CHP belediyeleri; ‘bunu sorun olarak dahi görmüyoruz. Kapanacak termik santral emekçilerini bir günde istihdam ederiz’ diyorlar. Başka ne diyorlar? ‘Akbelen ormanı yok edilmese ülke enerjisiz-elektriksiz kalacakmış. Tüm dünyanın alternatif, ekolojik enerji kaynaklarına döndüğü bu süreçte, buna kargalar dahi gülmez. Üstelik Finlandiya, Norveç başta olmak pek çok ülke üstelik ulusal enerji ihtiyacının çok önemli bir kısmını çöpten karşılarken… Bodrum gençliği ilk günden buyana Akbelen ormanlarının ve direnen köylülerin yanındaydı. Köy emekçilerimizden de, yeşilimizden de vaz geçmek gibi bir niyetimiz yok. Prof. Dr. Doğan Kantarcı, Akbelen Ormanı’nda yürütülecek madencilik faaliyetinin Bodrum’u susuz bırakacağı uyarısında bulunurken, bilimsel gerekçelerini sıraladı. Ne zaman bilim söz konusu olsa, dut yemiş bülbül olan AKP ucuz işler peşinde. Akbelen’i AKP’ye ve AKP’den beslenen sermayeye yedirmeyeceğiz” sözleriyle görüş bildirdi. Yaşam savunucuları ve aktivistler direniş alanından başlayarak 3 kilometrelik insan zinciri oluşturdular. “Havama suyuma toprağıma dokunma”, “Her yer Akbelen, her direniş” sloganları attılar. Zincir nedeniyle Milas-Ören karayolu uzun süre trafiğe kapandı. Bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer destek için, Akbelen’i ziyaret etti. Tunç Soyer’in ziyareti sonrası İkizköylüler otobüsle, Ankara’ya yola çıktılar. Yarın TBMM’de Akbelen görüşmesi gerçekleşecek. Köylüler bu görüşme esnasında TBMM’de olacaklar.
İKİZKÖYLÜ KADINLAR: “ORMAN İÇİN, ÖLECEKSEK ÖLECEĞİZ.”
Mitingde İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık;”14 gündür burada büyük bir katliam var. Ama burada oluşunuzla Akbelen yeniden doğuyor. Burayı madene vermeyceğiz. 4 senedir bağırıyoruz. Madene verecek toprağımız, bir tane dalımız yok. İkizköylü kadınlar olarak dedik ki; boynumuz kıldan ince.Ormanımız için öleceksek, öleceğiz. Amamücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Akbelen için gelen dostlarımız yüreklerinize sağlık” dedi. Yine İkizköylülerden Aytaç Yakar da; bölge kadınları adına; “Biz 14 gündür burada mücadele ediyoruz. Biber gazı, cop, dayak yedik. Yine de direniyoruz, direneceğiz. Çamlarımızı vermeyeceğiz. Havamızı, suyumuzu beşli çetelere yedirmeyeceğiz. Bizim burada Limak’a yedirecek ekmeğimiz suyumuz yok. Biz vatanımıza sahip çıktık. Benim bir torunum var. Her jandarma gördüğünde korkuyor. Adeta düşman muamelesi görüyorum. Onların anneleri babaları; ‘Bugün Akbelen’de ne yaptın’ diye sormuyor mu? Anneleri copladık mı diyorlar. Her gün aramadan geçiriyorlar. Benim silahım belimde değil, ağzımda ve yüreğimde” görüşlerine yer verdi. Karacahisar köylüsü Ayşe Gülay ise; ” Bu toprak ana bize ağaçları, her şeyi armağan etmiş. Bu çamlar neden kesiliyor? Benim köyümde her ay bir kişi kanser hastalığından ölüyor. Sebebi ne? Ben doğa sevgisiyle yaşayan bir insanım. Ben kanserden ölmek istemiyorum. Ben köyüme aşığım. Sizin ne işiniz var benim toprağımda, çamımda? Çam ağaçları, zeytin ağaçları birer canlı, nefes alıyor. Neden kesiyorsunuz? Hiç mi vicdanınız yok? Beni tutuklayın, öldürün hiç umurumda değil. İnsan gibi yaşamak istiyorum” dedi.” ifadelerini kullandı.
BODRUM GENÇLİĞİ AKBELEN’İN YANINDA.
Bodrum Gençlik Platformu’ndan Volkan Doğer de; “Bugün burada tarihe not düşüldü. Akbelen teslim olmayacak. Yağmacılara, talancılara verecek tek karış toprağımız, tel bir yaprağımız yok. İki yıldır direnişe sistematik bir saldırı vardı. Son iki haftadır bu saldırılar akıl dışı bir hal aldı. Ama baskı ve saldırı yoğunlaştıkça direniş de büyüdü. İktidarın yalancılığı bu direnişle bir kez daha tescillendi. İşçilerle, köylüleri çatıştırmak istediler. ‘Termik santraller kapanırsa işçiler işsiz kalacak’ safsatasına sığınmaya kalktılar. Yer göğe sığdıramadıkları devlet 2000 işçiyi istihdam edemiyorsa ortada büyük sorun var. Kaldı ki; zaten bölgemizdeki halkçı CHP belediyeleri; ‘bunu sorun olarak dahi görmüyoruz. Kapanacak termik santral emekçilerini bir günde istihdam ederiz’ diyorlar. Başka ne diyorlar? ‘Akbelen ormanı yok edilmese ülke enerjisiz-elektriksiz kalacakmış. Tüm dünyanın alternatif, ekolojik enerji kaynaklarına döndüğü bu süreçte, buna kargalar dahi gülmez. Üstelik Finlandiya, Norveç başta olmak pek çok ülke üstelik ulusal enerji ihtiyacının çok önemli bir kısmını çöpten karşılarken… Bodrum gençliği ilk günden buyana Akbelen ormanlarının ve direnen köylülerin yanındaydı. Köy emekçilerimizden de, yeşilimizden de vaz geçmek gibi bir niyetimiz yok. Prof. Dr. Doğan Kantarcı, Akbelen Ormanı’nda yürütülecek madencilik faaliyetinin Bodrum’u susuz bırakacağı uyarısında bulunurken, bilimsel gerekçelerini sıraladı. Ne zaman bilim söz konusu olsa, dut yemiş bülbül olan AKP ucuz işler peşinde. Akbelen’i AKP’ye ve AKP’den beslenen sermayeye yedirmeyeceğiz” sözleriyle görüş bildirdi. Yaşam savunucuları ve aktivistler direniş alanından başlayarak 3 kilometrelik insan zinciri oluşturdular. “Havama suyuma toprağıma dokunma”, “Her yer Akbelen, her direniş” sloganları attılar. Zincir nedeniyle Milas-Ören karayolu uzun süre trafiğe kapandı. Bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer destek için, Akbelen’i ziyaret etti. Tunç Soyer’in ziyareti sonrası İkizköylüler otobüsle, Ankara’ya yola çıktılar. Yarın TBMM’de Akbelen görüşmesi gerçekleşecek. Köylüler bu görüşme esnasında TBMM’de olacaklar.







