AKBELEN DAYANIŞMASININ ÖĞRETTİKLERİ
Av. Remzi KAZMAZAnkara’da Akbelen için bir araya gelen yaşam savunucuları, Türkiye’nin çevre mücadelesi adına önemli bir kapı açtı. Danıştay’daki duruşma vesilesiyle buluşan insanlar, kendi köylerinin ve kentlerinin derdini ortak bir mücadeleye taşıdı. Bu buluşmanın Türkiye çevre hareketi için bir milat olmasını diliyorum.16 Eylül’de Danıştay’da görülen acele kamulaştırma davaları nedeniyle Ankara’ya gelen İkizköylüler, topraklarını ve zeytinliklerini savundu. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın açıklamasında da bu davanın başka yaşam alanı mücadeleleri bakımından taşıdığı önem vurgulandı. Dayanışma programında, köylülerin kendi sözlerini söylemesi için MAPEG önünde bir “köylü kürsüsü” öngörülüyordu. Politika Haber Karadeniz’den Ordu, Perşembe, Çanakçı ve Bulancak; Rize’den Zelek; Muğla’dan Deştin ve İkizköy; Ege’den Bergama… Her birinin adı, yaşam alanlarını korumak isteyen insanların ortak çağrısında yerini alıyor. Bu çağrı, ülkenin dört bir yanında canı yanan herkesin birbirinin mücadelesine sahip çıkması çağrısıdır.Buluşma için yayımlanan dayanışma yazısında Aydın’daki jeotermal projelere, Giresun’un Sekü ve Çatalağaç bölgelerindeki madencilik mücadelesine, Ordu Perşembe Yaylası’ndaki altın madeni tehdidine, Zelek’te kafes balıkçılığına karşı tutulan nöbete, Varto’daki jeotermal karşıtı direnişe ve Deştin’deki çimento fabrikası mücadelesine dikkat çekiliyordu. Toprağını, suyunu, denizini ve geçimini savunan insanların sorunları aynı dayanışma zemininde buluşuyordu. Umut-Sen Ankara’daki buluşmadan çıkarılması gereken ilk ders budur: Birbirimizin sesini duymalı, birbirimizin yarasına sahip çıkmalıyız. Zelekli balıkçının ekmeğiyle İkizköylü çiftçinin zeytini arasında güçlü bir bağ vardır. Doğanın tahribi, insanın geçiminden, sağlığından, kültüründen ve geleceğinden koparılmasıdır.Bir çevre hukukçusu olarak Danıştay’dan yaşamı koruyan bir karar çıkmasını son derece önemli buluyorum. Beklediğimiz olumlu karar kadar değerli olan bir başka kazanım da insanların birbirine ulaşması, deneyimlerini paylaşması ve birlikte mücadele etme iradesidir.Yıllardır çevre davalarında gördüm: Hukuki mücadele, hakkına sahip çıkan halkın kararlılığıyla güçlenir. Dilekçenin arkasında köyün hafızası, nöbet tutan insanların emeği, kadınların direnci ve çocukların geleceği vardır. Mahkemeden çıkan kazanımı korumak da sürekli takip, bilgi ve dayanışma ister.Bu nedenle Ankara’daki buluşmanın hazırlanmasında emeği geçen herkesi kutluyorum. Köylülerimize, balıkçılarımıza, yaşam savunucularına, avukat meslektaşlarıma ve bu sesi kamuoyuna taşıyan herkese teşekkür ediyorum. Özellikle kendi sınırlı olanaklarıyla, gönüllü emekleriyle, herhangi bir çıkar beklemeden yaşam alanlarını koruyan köylülerimizi saygıyla selamlıyorum.Bu bağımsızlığı korumalıyız. Mücadelenin gündemini ve kararlarını yaşam alanı tehdit edilen insanlar belirlemelidir. Kurulacak her dayanışma ilişkisi şeffaf olmalı; hiçbir maddi destek, köylünün söz hakkını ve karar özgürlüğünü daraltmamalıdır.Şimdi bu buluşmayı kalıcı bir ortak mücadeleye dönüştürme zamanıdır. Yerel direnişlerin birbirine doğrudan ulaşabildiği, dava deneyimlerini paylaşabildiği, ihtiyaç duyulduğunda aynı yerde dayanışabildiği bir ağ kurmalıyız. Bir köyün çağrısı ülkenin dört bir yanında duyulmalı; bir yaşam alanına yönelik tehdit, ortak sorumluluğumuz olmalıdır.Bu birlik demokratik olmalı, yerellerin iradesini korumalıdır. Köylüler, kadınlar, balıkçılar ve üreticiler kendi mücadelelerinin karar veren özneleri olarak söz sahibi olmalıdır.Benim çağrım açık: Doğayı sınırsız kârın hammaddesi sayan kapitalist anlayışa karşı, yaşamı ve emeği esas alan antikapitalist bir ortak mücadeleyi büyütelim. Enerji, üretim ve kalkınma politikalarını halkın ihtiyaçları, ekolojik sınırlar ve gelecek kuşakların hakları temelinde tartışalım. Şirketlerin kazancı uğruna insanların köylerinden, topraklarından ve geçimlerinden koparılmasına birlikte karşı çıkalım.Akbelen dayanışmasının bize öğrettiği, kendi köyümüzü savunurken başka köylerin mücadelesine de omuz verebileceğimizdir. Bu anlayışı ülkenin dört bir yanına taşıyalım.Teşekkürler Akbelen. Teşekkürler dayanışmayı büyüten herkese.Toprağımızı, suyumuzu, denizimizi, emeğimizi ve geleceğimizi birlikte savunacağız.
Av. Remzi KAZMAZAnkara’da Akbelen için bir araya gelen yaşam savunucuları, Türkiye’nin çevre mücadelesi adına önemli bir kapı açtı. Danıştay’daki duruşma vesilesiyle buluşan insanlar, kendi köylerinin ve kentlerinin derdini ortak bir mücadeleye taşıdı. Bu buluşmanın Türkiye çevre hareketi için bir milat olmasını diliyorum.16 Eylül’de Danıştay’da görülen acele kamulaştırma davaları nedeniyle Ankara’ya gelen İkizköylüler, topraklarını ve zeytinliklerini savundu. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın açıklamasında da bu davanın başka yaşam alanı mücadeleleri bakımından taşıdığı önem vurgulandı. Dayanışma programında, köylülerin kendi sözlerini söylemesi için MAPEG önünde bir “köylü kürsüsü” öngörülüyordu. Politika Haber Karadeniz’den Ordu, Perşembe, Çanakçı ve Bulancak; Rize’den Zelek; Muğla’dan Deştin ve İkizköy; Ege’den Bergama… Her birinin adı, yaşam alanlarını korumak isteyen insanların ortak çağrısında yerini alıyor. Bu çağrı, ülkenin dört bir yanında canı yanan herkesin birbirinin mücadelesine sahip çıkması çağrısıdır.Buluşma için yayımlanan dayanışma yazısında Aydın’daki jeotermal projelere, Giresun’un Sekü ve Çatalağaç bölgelerindeki madencilik mücadelesine, Ordu Perşembe Yaylası’ndaki altın madeni tehdidine, Zelek’te kafes balıkçılığına karşı tutulan nöbete, Varto’daki jeotermal karşıtı direnişe ve Deştin’deki çimento fabrikası mücadelesine dikkat çekiliyordu. Toprağını, suyunu, denizini ve geçimini savunan insanların sorunları aynı dayanışma zemininde buluşuyordu. Umut-Sen Ankara’daki buluşmadan çıkarılması gereken ilk ders budur: Birbirimizin sesini duymalı, birbirimizin yarasına sahip çıkmalıyız. Zelekli balıkçının ekmeğiyle İkizköylü çiftçinin zeytini arasında güçlü bir bağ vardır. Doğanın tahribi, insanın geçiminden, sağlığından, kültüründen ve geleceğinden koparılmasıdır.Bir çevre hukukçusu olarak Danıştay’dan yaşamı koruyan bir karar çıkmasını son derece önemli buluyorum. Beklediğimiz olumlu karar kadar değerli olan bir başka kazanım da insanların birbirine ulaşması, deneyimlerini paylaşması ve birlikte mücadele etme iradesidir.Yıllardır çevre davalarında gördüm: Hukuki mücadele, hakkına sahip çıkan halkın kararlılığıyla güçlenir. Dilekçenin arkasında köyün hafızası, nöbet tutan insanların emeği, kadınların direnci ve çocukların geleceği vardır. Mahkemeden çıkan kazanımı korumak da sürekli takip, bilgi ve dayanışma ister.Bu nedenle Ankara’daki buluşmanın hazırlanmasında emeği geçen herkesi kutluyorum. Köylülerimize, balıkçılarımıza, yaşam savunucularına, avukat meslektaşlarıma ve bu sesi kamuoyuna taşıyan herkese teşekkür ediyorum. Özellikle kendi sınırlı olanaklarıyla, gönüllü emekleriyle, herhangi bir çıkar beklemeden yaşam alanlarını koruyan köylülerimizi saygıyla selamlıyorum.Bu bağımsızlığı korumalıyız. Mücadelenin gündemini ve kararlarını yaşam alanı tehdit edilen insanlar belirlemelidir. Kurulacak her dayanışma ilişkisi şeffaf olmalı; hiçbir maddi destek, köylünün söz hakkını ve karar özgürlüğünü daraltmamalıdır.Şimdi bu buluşmayı kalıcı bir ortak mücadeleye dönüştürme zamanıdır. Yerel direnişlerin birbirine doğrudan ulaşabildiği, dava deneyimlerini paylaşabildiği, ihtiyaç duyulduğunda aynı yerde dayanışabildiği bir ağ kurmalıyız. Bir köyün çağrısı ülkenin dört bir yanında duyulmalı; bir yaşam alanına yönelik tehdit, ortak sorumluluğumuz olmalıdır.Bu birlik demokratik olmalı, yerellerin iradesini korumalıdır. Köylüler, kadınlar, balıkçılar ve üreticiler kendi mücadelelerinin karar veren özneleri olarak söz sahibi olmalıdır.Benim çağrım açık: Doğayı sınırsız kârın hammaddesi sayan kapitalist anlayışa karşı, yaşamı ve emeği esas alan antikapitalist bir ortak mücadeleyi büyütelim. Enerji, üretim ve kalkınma politikalarını halkın ihtiyaçları, ekolojik sınırlar ve gelecek kuşakların hakları temelinde tartışalım. Şirketlerin kazancı uğruna insanların köylerinden, topraklarından ve geçimlerinden koparılmasına birlikte karşı çıkalım.Akbelen dayanışmasının bize öğrettiği, kendi köyümüzü savunurken başka köylerin mücadelesine de omuz verebileceğimizdir. Bu anlayışı ülkenin dört bir yanına taşıyalım.Teşekkürler Akbelen. Teşekkürler dayanışmayı büyüten herkese.Toprağımızı, suyumuzu, denizimizi, emeğimizi ve geleceğimizi birlikte savunacağız.









