67 YAŞINDA OHRİD’DE START ÇİZGİSİNDE
Bir göl, iki sporcu, dört derece ve “yaş sadece bir sayı mı?” sorusuna çok güzel bir cevap…
Yusuf ERKEN
Hareket ve Antrenman Bilimi Uzmanı
Bazı yarışlar bittiğinde aklınızda kronometredeki süre kalır. Bazılarında ise bir görüntü… Benim Ohrid’den aklımda kalan görüntü, 67 yaşındaki öğrencim Petra Bozdağ’ın elinde küreğiyle start çizgisinde oluşu.
Etrafımızda yarış heyecanı, önümüzde uzun bir parkur, altımızda boardlarımız… Ve Petra gayet sakin. Sanki birazdan 23 kilometrelik bir yarışa değil de Göcek’te keyifli bir sabah turuna çıkacağız!
Tabii işin gerçeği pek öyle değildi.
OHRİD: MANZARASI GÜZEL, YARIŞI CİDDİ
Kuzey Makedonya’nın Ohrid kenti, insanın daha ilk bakışta fotoğraf çekmek istediği yerlerden biri. Ama yarış günü manzaraya fazla dalma şansınız yok. Çünkü SUP yarışında suyun üzerinde ayakta kalırken bir yandan rakiplerinizi, ritminizi, parkuru ve kendi enerjinizi yönetmek zorundasınız.
Biz Ohrid’e sadece güzel bir göl görmek için gitmedik. Yarışmak için gittik. Ve eve oldukça güzel bir hatırayla döndük: dört derece.
23 kilometrelik uzun mesafe yarışında ben birinci, öğrencim Petra ikinci oldu. Teknik yarışta da aynı tablo ortaya çıktı; ben birinciliği, Petra ikinciliği aldı.
İki sporcu, iki yarış ve toplam dört derece…
İtiraf edeyim, dönüş yolunda valizden çok madalya hesabı yapmak daha keyifliydi.
23 KİLOMETRE… SÖYLEMESİ KOLAY
“23 kilometre SUP yaptık” dediğinizde cümle birkaç saniyede bitiyor. Küreğin başına geçtiğinizde ise o 23 kilometre biraz daha uzun hissediliyor!
Uzun mesafe yarışlarının güzel tarafı da burada. İlk dakikalardaki heyecan geçiyor, çevrenizdeki sesler azalıyor ve bir noktadan sonra yarış sizinle sizin aranızda kalıyor.
“Biraz daha hızlanabilir miyim?”
“Bu tempoyu ne kadar sürdürebilirim?”
“Son bölüme ne kadar güç bırakmalıyım?”
İnsan uzun yarışlarda kendi bedeniyle ciddi bir pazarlığa giriyor.
Bizim hazırlığımızın temelinde de bu vardı: yalnızca hızlı olmak değil, gerektiğinde sabırlı olabilmek. Çünkü uzun mesafede bazen en büyük güç, gazı sonuna kadar açmak değil; doğru anda açmayı bilmektir.
SONRA İŞİN İÇİNE DÖNÜŞLER GİRİYOR
Teknik yarışın havası ise bambaşka. Uzun mesafede ritminizi bulabilirsiniz; teknik yarışta parkur size sık sık “O kadar rahat olma” der.
Hızlan, dönüşe hazırlan, board üzerinde yer değiştir, dengeyi koru, küreği doğru yere koy ve yeniden hızlan…
Dışarıdan izleyen için birkaç saniyelik bir duba dönüşüdür. Boardun üzerindeki sporcu için ise o birkaç saniyenin içinde küçük bir dünya yaşanır.
Bazen mükemmel dönersiniz ve kendinizi çok iyi hissedersiniz. Bazen board size “Bugün o kadar da iyi değilsin” diye küçük bir hatırlatma yapar.
SUP’ın eğlencesi biraz da burada.
AMA BU HİKÂYENİN BAŞROLÜNDE PETRA VAR
Benim için Ohrid’in en değerli sonucu kendi birinciliklerimden önce Petra’nın ortaya koyduğu mücadeleydi.
Petra 67 yaşında.
Bu cümleyi özellikle kısa bırakmak istiyorum.
Çünkü çoğu insan 67 yaşını duyduğunda zihninde yarış kelimesinden önce başka kelimeler beliriyor. Daha sakin olmak, biraz yavaşlamak, risk almamak, “artık bu yaşta…” diye başlayan cümleler kurmak…
Petra ise o cümlenin sonunu biraz değiştirdi:
“Bu yaşta neden yarışmayayım?”
Üstelik sadece yarışmadı. 23 kilometrelik uzun mesafede ikinci oldu. Teknik yarışta da ikinci sırayı aldı.
Bence hikâyenin en güzel tarafı tam olarak bu.
YAŞ BAZEN TAKVİMDE KALMALI
Elbette yaşın fiziksel anlamda hiçbir önemi yokmuş gibi davranamayız. İnsan bedeni değişir, toparlanma ihtiyacı değişir, antrenmanın dozu değişir. Fakat değişmemesi gereken bir şey var: hedef koyabilme hakkımız.
Sporu yalnızca gençlerin alanı gibi görmek büyük bir hata.
67 yaşında biri yeni bir teknik öğrenebilir.
Dengesini geliştirebilir.
Daha dayanıklı olabilir.
Kendisine bir yarış hedefi koyabilir.
Bir uçağa binip başka bir ülkede start çizgisine çıkabilir.
Ve hatta kürsüye çıkabilir.
Petra’nın Ohrid’de yaptığı şey tam olarak buydu.
Bu nedenle onun iki ikinciliğini yalnızca sportif bir derece olarak görmüyorum. O dereceler aynı zamanda “Ben artık yapamam” cümlesine verilmiş çok güzel iki cevap.
ANTRENÖR OLARAK EN GÜZEL ANLARDAN BİRİ
Bir antrenör için sporcusunun madalya alması elbette mutluluk verir. Fakat asıl güzel olan, antrenmanlarda defalarca çalışılan küçük ayrıntıların yarış günü bir araya geldiğini görmektir.
Bazen bir antrenmanda insan kendisini harika hisseder. Bazen hiçbir şey istediği gibi gitmez. Bazen denge bozulur, bazen tempo tutmaz, bazen “Bugün neden geldim?” diye düşündüğünüz bile olur.
Sonra yarış günü gelir.
Ve bütün o sıradan görünen günlerin aslında sizi bir yere taşıdığını anlarsınız.
Ohrid bizim için böyle bir gündü.
GÖCEK’TE YAŞIYORSAK DENİZİ SADECE SEYRETMEYELİM
Bu hikâyenin Göcek açısından da ayrı bir anlamı olduğunu düşünüyorum.
Dünyanın birçok yerinde insanlar SUP yapabilmek için özel destinasyonlara seyahat ediyor. Biz ise sabah kapıyı açtığımızda dünyanın en güzel koylarından bazılarına bakıyoruz.
Göcek’in denizi yalnızca seyredilecek bir manzara değil; aynı zamanda hareket etmek, spor yapmak, öğrenmek ve yeni hedefler koymak için muhteşem bir alan.
SUP’ın en sevdiğim taraflarından biri de bu: aynı denizde biri sakin bir tur yapabilir, biri ilk kez boardun üzerine çıkabilir, biri antrenman yapabilir, bir başkası uluslararası bir yarışa hazırlanabilir.
Deniz aynı denizdir. Hedefler değişir.
DÖRT MADALYADAN DAHA FAZLASI
Yarışların ardından Fethiye Gençlik ve Spor Müdürümüz Sayın Harun Reşit Yiğit’i ziyaret ettik. Bizi başarılarımız nedeniyle tebrik ederek bundan sonraki ulusal ve uluslararası yarışlarımız için başarı dileklerini iletti.
Ohrid’den sonuç olarak dört dereceyle döndük: 23 kilometrede bir birincilik ve bir ikincilik; teknik yarışta bir birincilik ve bir ikincilik.
Fakat birkaç yıl sonra bu yarıştan neyi hatırlayacağımı sorarsanız, cevabım muhtemelen madalyaların renginden önce Petra olacaktır.
67 yaşında.
Elinde küreği.
Boardunun üzerinde.
Uluslararası bir yarışın start çizgisinde.
Çünkü sporun en güzel tarafı bazen kimin birinci olduğunu göstermek değil, insanın kendisine çizdiği sınırların sandığımız kadar kesin olmadığını hatırlatmaktır.
SON SÖZ
Ohrid’den Göcek’e getirdiğimiz en güzel mesaj bence şu:
“Artık çok geç” demeden önce bir kez daha düşünün.
Belki maraton koşmanız gerekmiyor.
Belki 23 kilometre SUP yapmanız da gerekmiyor.
Belki sizin başlangıcınız sadece yarım saatlik bir yürüyüş, ilk kez bir boardun üzerine çıkmak ya da yıllardır ertelediğiniz bir spora başlamak olacak.
Ama başlayın.
Çünkü bazen insanın hayatına yeni bir hikâye eklemesi için ihtiyacı olan şey genç olmak değil; merak etmek, hareket etmek ve biraz da cesaret etmektir.
Petra 67 yaşında Ohrid’de bunu yaptı.
Şimdi sıradaki hikâyeyi kimin yazacağını kim bilebilir?
Yusuf ERKEN
Hareket ve Antrenman Bilimi Uzmanı
SPOR
Yayınlanma: 28 Ağustos 2026 - 15:22
67 YAŞINDA OHRİD'DE START ÇİZGİSİNDE
Bir göl, iki sporcu, dört derece ve “yaş sadece bir sayı mı?” sorusuna çok güzel bir cevap… Yusuf ERKEN Hareket ve Antrenman Bilimi Uzmanı
SPOR
28 Ağustos 2026 - 15:22
İlginizi Çekebilir









