<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>İzmir Haberleri</title>
         <link>https://www.gocekgazete.com/yerel-haberler/izmir-haberleri/</link>
         <description>İzmir Haberleri</description><item>
			<title>EGEPERDER Başkanı Başdaş; Perakende Sektörü Milli Güvenlik Meselesi Oldu</title>
			<description><![CDATA[İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile bir araya gelen EGEPERDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, son günlerin en tartışmalı konuları gıda fiyatları, stokçuluk ve perakende sektörüne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine geçmeye başladığını kaydeden Başdaş, Perakende sektörünün artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek, aynı gerekçelerle Fransızların ünlü markası Carrefour’un Amerikalılara satışının iptal edildiğini kaydetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Perakende Sektörü Milli Güvenlik Meselesi Oldu
İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile bir araya gelen EGEPERDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, son günlerin en tartışmalı konuları gıda fiyatları, stokçuluk ve perakende sektörüne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine geçmeye başladığını kaydeden Başdaş, Perakende sektörünün artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek, aynı gerekçelerle Fransızların ünlü markası Carrefour’un Amerikalılara satışının iptal edildiğini kaydetti. 
İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile perakende sektöründe yaşanan son gelişmeleri paylaşan Ege Perakendeciler Derneği Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, Platform Başkanı Ahmet Kaplan Moderatörlüğü’nde gerçekleşen buluşmada sektöre ilişkin önemli detaylara yer verdi.  

PERAKENDE SEKTÖRÜ BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine girmesinin tehlikeli bir gelişme olacağını vurgulayan Başdaş, “Ulusallarda tekelleşme olabilir. Özellikle dışarıdan birileri gelip bu marketleri ve online satış yapan Pazar yerlerini topluyorsa bu riskli bir gelişmedir. Bunlar fiyatlarda tek başına belirleyici olabilir. Piyasaya hakim olan bu büyük mağazalar yarın fiyat konusunda kendi politikalarını dayatabilirler. Bugün olmasa da gelecekte bunlar bir ülke için büyük tehlikedir” diye konuştu.
Bu duruma örnek olarak Fransa’da yaşanan bir satış olayına dikkat çeken EGEPERDER Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş şöyle devam etti:
                         
Geçtiğimiz sene Fransa’nın dünyaca ünlü markası Carrefour Amerikalılara satıldı. Ama Macron bu satışı onaylamadı ve iptal etti. Macron, ‘Carrefor’un paraya ihtiyacı varsa biz destek vereceğiz. Ama yabancılara satılmasına izin veremeyiz. Bu aynı zamanda ülke meselesidir’ dedi. Neden? Çünkü Perakende sektörü bir milli güvenlik meselesidir. Ben bu hareketi çok olumlu buldum. Bende bizim siyasileri ülkemizdeki yerel perakendeye sahip çıkmaya çağırıyorum. Bu sektör yabancıların eline geçmesin. Büyük marketlerin arkasında yabancı fonlar var. Ulusal zincirlerin uluslararası fonların eline geçmesi risklidir. Bu sektör yabancıların eline geçerse ülkemiz büyük sıkıntılar yaşar. Yabancı fonlar ülkemizdeki bu işletmelerin büyük hissedarları, hakim ortakları olmaya başladı. Bazı büyük ulusal marketler ve e ticaret siteleri yabancı fonların denetimine girdi. Ben bunu ülkemiz adına riskli buluyorum” diye konuştu.  
“10 sene önce ülkemizde Türkiye’de 180 bin market ve bakkal varken bu sayının 129 binlere kadar düştüğünü kaydeden Mehmet Feyzi Başdaş, Yerel zincirlerin devlete ulusal marketlerden daha fazla katkı sağladığını aynı zamanda bu ülkede üreticiler ile tüketicilerin sigortası konumunda olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

TÜKETİCİ ENFLASYONU YÜZDE 36 İSE BUNU YEREL ZİNCİRLERE BORÇLUYUZ
Bugün üretici enflasyonu yüzde 80 lerde iken tüketici enflasyonu yüzde 36 ise bunu durduran, karşısında duvar gibi duran yerel zincir marketleridir. Zam denildiği zaman en büyük direnişi yerel zincirler olarak biz gösteriyoruz. Oysa biz günah keçisi ilan ediliyoruz.
Bize inandırıcı bir gerekçe ile gelmedikleri sürece zam yapmıyoruz. Ama son aylarda at izi, it izine karışmış durumda. Şu süreçte herkes herkes haklı haksız fiyat güncellemeye gidiyor. Herkeste bir fırsatçılık var. Bu bizim sektörde de var. Ama bizi milyonlarca müşteri sürekli denetlediği için istesek de fırsatçılık yapamayız.

TÜRKİYE’NİN ENFLASYONU, 36 İZMİR’İN ENFLASYONU YÜZDE 32,5
TÜİK’e de verileri bizler veriyoruz. Devletin verileri ile bizim verilerimiz arasında bariz bir fark yok. Devletin Aralık ayında kamuoyuna açıkladığı enflasyon rakamları yüzde 36 iken Ege de bizler birçok ürüne fiyat geçmediğimiz için yüzde 32,5 çıktı. TÜİK’in verilerine baktığınızda İzmir’in verileri daha düşük çıkar. Çünkü İstanbul’a göre İzmir daha uygun çıkar. İstanbul’un maliyetleri daha yüksek olduğu için verileri de İzmir’den yüksek çıkar.

ENFLASYONU KİMSE MARKETÇİLERDEN DAHA İYİ ÖLÇEMEZ
TÜİK İzmir’de geçen yılbaşından bu yana bizden veri alıyor. İzmir’de EGEPERDER üyesi 5 tanınan market zincirinden fiyatlar alıyor. TÜİK’in yılbaşında belirlediği 260 kalem ürüne kod verdik. Hafta da bir olmak üzere ayda 4 kez sisteme bağlanıp veri alıyor.

PİYASAYI BELİRLEYEN STOKÇULAR VAR
Türkiye’de piyasadan ürün toplayan stokçular var. Bunlar piyasadan fabrikalardan hububat, şeker, yağ birçok temel tüketim maddesi toplar. Bunlara parasını da gönderseniz dahi istediğiniz zaman mal alamazsınız. Bunların sektörde güçlü bağlantıları vardır. Bunların sayıları sınırlıdır ama çoğunlukla piyasayı bunlar belirler. Halk arasında stokçu diye tabir edilen bunlar.

YEREL ZİNCİRLER STOKÇULUK YAPAMAZ
Bu stokçuluk muhabbeti çok sıkıcı bir durumdur. Hiçbir market stokçuluk yapamaz. Stokçuluk yapacak gücü de yoktur. Yaklaşık altı bin kalem ürün satıyoruz. İstesek de bu kadar ürünü stoklayacak yer bulamayız. Yeri bulsan dahi o kadar parayı nasıl bulupta bağlayacaksın. Herkesin evinde stok var. Yağda sıkıntı olmadığı halde bir günde 24 adet yağ alanlar oldu. 6 aylık yağ, 6 aylık tuvalet kâğıdı onbeş günde satıldı. Evlerde adeta savaş çıkacakmış gibi stok yapıldı.  Yani asıl sorun içimizdeki açgözlüler.
                     
ULUSALLAR TEKELLEŞMENİN HESABINI YAPIYOR
Biz yerel zincirler, ulusal zincir marketlere karşı nasıl ayakta duracağımızın hesabını yapıyoruz. Onlar da tekelleşmenin hesabını yapıyorlar. Biz sürekli bir rekabet içindeyiz. Biz ulusallar ile daha çok fiyat rekabeti, taze meyve-sebze, et ve peynir gibi ürünlerle yapıyoruz. Onlar bu konularda bizim kadar başarılı değiller. Biz yereliz işimizin başındayız. Mesela onlar meyve sebzede bizim kadar tazelik sağlayamıyorlar.

TARLA RAF ARASI FİYAT ORANI 
Tarla da 1 TL markette 8 TL efsanesi en çok konuşulan konuların başında geliyor. Bu gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. Çünkü kayıt dışı çalışanlar hal kayıt sistemine rüsum vergisini vermemek için ürünleri en alt fiyattan bildiriyorlar. Gerçek fiyatı 3-4 TL olan ürün Devletin kayıtlarına 1 TL diye kaydediliyor. Devletimiz kayıt dışıyla mücadele etmesi gerekiyor.

EN BÜYÜK ZARARI GÖREN FIRSATÇI MARKETLER OLACAKTIR
Müşteriye kendimizi beğendirmek için fiyata ve kaliteye dikkat ediyoruz. Çalışanlarımızın iletişimine dikkat ediyoruz. Evinizden çıktığınızda 10 market çıkıyor karşınıza. Bu nedenle bizde tekelleşme olmaz. 160 bin satış noktası var. 160 bin satış noktasının olduğu yerde tekelleşme olmaz. Yerel market zincirleri açısından bir sıkıntı yok. Biz üyelerimiz açısından bu tarz fırsatçı eylemlere izin vermiyoruz. Gereken uyarıları yaptık, yapıyoruz. Ancak şunu ifade etmek gerekirse fırtına geçtiğinde en büyük zarar gören fırsatçı marketler olacaktır. Ben 25 yıldır marketçilik sektöründeyim. Ticaret yapıyorum. Bu 25 yılda fırsatçılık yapıp batan birçok üretici, distribütör ve marketçi biliyorum.

SİYASET VE MEDYA BİZİ SUÇLUYOR 
Ulusal medyada bize hakaretlere varan söylemler var. Bize vicdansızlar diye manşetler atılıyor. Neymiş ürünü altı aylık vadeyle alıp peşin satıyormuşuz. Bu ne dünyada ne de ülkemizde uzun vadeli gıda maddesi satılmaz. Hatta son aylarda parasını önceden göndermediğiniz bazı temel ihtiyaç maddelerini alamıyorsunuz Perakende de en uzun vade 2 aydır. Medyada konuşulan şey dolar 18 TL ‘den düştü. Fiyatlar niye düşmedi. Dolar sadece 2-3 saat 18 TL kaldı. Kaldı ki bizler aralık fiyat listeleriyle ürün almadık. Alsak da satamazdık.  Ben ve arkadaşlarım fiyat geçse dahi elimizdeki ürünlerin hepsini eski fiyattan sattık. Ama maalesef yaranamadık. Siyasetçiler popilizm yapıyor. Siyasetçiler biraz sussun ekonomi en geç 1-2 ay içinde rayına oturur.

ET’İN FİYATINI SÜT, SÜT’ÜN FİYATINI DEVLET BELİRLER
Süt’ün fiyatını süt birliği belirliyor, bakanlık da onaylıyor. Süt’e zam geldiği günün ertesi gün süt ürünleri ve et’e zam gelir. Çünkü et’in fiyatını da belirleyen süttür. Süt ucuz olduğunda yetiştirici hayvanlarını keser. Et fiyatları artmaz. Süt’e yüzde 47 zam geldi. Süt’ün fiyatı ne kadar artıyorsa doğal olarak tüm süt ürünleri de artıyor.

ARTAN MALİYETLERE RAĞMEN PERSONEL ÇIKARMAYIZ   
Ocak ayında marketler zarar edecek. Asgari ücret, enerji maliyetleri gibi unsurlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle marketler Ocak ayında zarar edecek. Ama biz yerel zincirler olarak artan maliyetlerimize rağmen eleman çıkarmayız. Ülkenin sıkıntıda olduğu bir dönemde herkes elini taşın altına koymuyorsa orada ahlaki değerlerde bir sorun vardır. Böyle zamanlarda herkes ülkeye katkı sağlamak zorundadır.

327 ŞUBE DE 8 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORUZ
Egeli perakendeciler Derneği olarak Denizli, Uşak, Manisa, Muğla Aydın gibi Ege Bölgesinde 26 üyemiz ve 327 şubemiz var.  Mağaza başına 21 kişi istihdam ediliyor. Yaklaşık 8 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz.

İZMİR’DE YEREL ZİNCİRLERİN PAYI YÜZDE 35 
İzmir’in yerellere karşı ilgisi daha az. İzmir’de ulusal marketlere karşı yerel zincirlerin payı yüzde 35’dir. Ulusalların payı ise yüzde 65’dir. Ankara ve İstanbul ve birçok büyük şehirde bunun tam tersi. Ege bölgesinde yerellerin payı toplamda 45, Türkiye genelinde ise yerellerin payı yüzde 40 civarında. Bu konuda bizde de hata olabilir. Pazar payı olarak yerel zincirlerde İzmir, Türkiye’nin en zayıf lokasyondır.”
İzmir Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan ise, “Medya olarak önemli sorumlulukları olduğunu belirterek, sektörlerde neler oluyor. Güncel gelişmeleri bizzat haber kaynaklarımızdan dinleyerek, haber kaynakları ile gazetecileri buluşturarak kamuoyunu daha sağlıklı bilgilendirme anlayışı ile hareket ediyoruz. Perakende sektöründe ki güncel konular hakkında EGEPERDER’in sektöre bakışını dinledik” dedi.
                    
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu_t_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gocekgazete.com/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu/3453/</link>
			<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 10:50:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EGEPERDER Başkanı Başdaş; Perakende Sektörü Milli Güvenlik Meselesi Oldu</title>
			<description><![CDATA[İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile bir araya gelen EGEPERDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, son günlerin en tartışmalı konuları gıda fiyatları, stokçuluk ve perakende sektörüne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine geçmeye başladığını kaydeden Başdaş, Perakende sektörünün artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek, aynı gerekçelerle Fransızların ünlü markası Carrefour’un Amerikalılara satışının iptal edildiğini kaydetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Perakende Sektörü Milli Güvenlik Meselesi Oldu
İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile bir araya gelen EGEPERDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, son günlerin en tartışmalı konuları gıda fiyatları, stokçuluk ve perakende sektörüne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine geçmeye başladığını kaydeden Başdaş, Perakende sektörünün artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek, aynı gerekçelerle Fransızların ünlü markası Carrefour’un Amerikalılara satışının iptal edildiğini kaydetti. 
İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlar ile perakende sektöründe yaşanan son gelişmeleri paylaşan Ege Perakendeciler Derneği Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, Platform Başkanı Ahmet Kaplan Moderatörlüğü’nde gerçekleşen buluşmada sektöre ilişkin önemli detaylara yer verdi.  

PERAKENDE SEKTÖRÜ BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
Perakende sektörünün yabancı fonların denetimine girmesinin tehlikeli bir gelişme olacağını vurgulayan Başdaş, “Ulusallarda tekelleşme olabilir. Özellikle dışarıdan birileri gelip bu marketleri ve online satış yapan Pazar yerlerini topluyorsa bu riskli bir gelişmedir. Bunlar fiyatlarda tek başına belirleyici olabilir. Piyasaya hakim olan bu büyük mağazalar yarın fiyat konusunda kendi politikalarını dayatabilirler. Bugün olmasa da gelecekte bunlar bir ülke için büyük tehlikedir” diye konuştu.
Bu duruma örnek olarak Fransa’da yaşanan bir satış olayına dikkat çeken EGEPERDER Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş şöyle devam etti:
                         
Geçtiğimiz sene Fransa’nın dünyaca ünlü markası Carrefour Amerikalılara satıldı. Ama Macron bu satışı onaylamadı ve iptal etti. Macron, ‘Carrefor’un paraya ihtiyacı varsa biz destek vereceğiz. Ama yabancılara satılmasına izin veremeyiz. Bu aynı zamanda ülke meselesidir’ dedi. Neden? Çünkü Perakende sektörü bir milli güvenlik meselesidir. Ben bu hareketi çok olumlu buldum. Bende bizim siyasileri ülkemizdeki yerel perakendeye sahip çıkmaya çağırıyorum. Bu sektör yabancıların eline geçmesin. Büyük marketlerin arkasında yabancı fonlar var. Ulusal zincirlerin uluslararası fonların eline geçmesi risklidir. Bu sektör yabancıların eline geçerse ülkemiz büyük sıkıntılar yaşar. Yabancı fonlar ülkemizdeki bu işletmelerin büyük hissedarları, hakim ortakları olmaya başladı. Bazı büyük ulusal marketler ve e ticaret siteleri yabancı fonların denetimine girdi. Ben bunu ülkemiz adına riskli buluyorum” diye konuştu.  
“10 sene önce ülkemizde Türkiye’de 180 bin market ve bakkal varken bu sayının 129 binlere kadar düştüğünü kaydeden Mehmet Feyzi Başdaş, Yerel zincirlerin devlete ulusal marketlerden daha fazla katkı sağladığını aynı zamanda bu ülkede üreticiler ile tüketicilerin sigortası konumunda olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

TÜKETİCİ ENFLASYONU YÜZDE 36 İSE BUNU YEREL ZİNCİRLERE BORÇLUYUZ
Bugün üretici enflasyonu yüzde 80 lerde iken tüketici enflasyonu yüzde 36 ise bunu durduran, karşısında duvar gibi duran yerel zincir marketleridir. Zam denildiği zaman en büyük direnişi yerel zincirler olarak biz gösteriyoruz. Oysa biz günah keçisi ilan ediliyoruz.
Bize inandırıcı bir gerekçe ile gelmedikleri sürece zam yapmıyoruz. Ama son aylarda at izi, it izine karışmış durumda. Şu süreçte herkes herkes haklı haksız fiyat güncellemeye gidiyor. Herkeste bir fırsatçılık var. Bu bizim sektörde de var. Ama bizi milyonlarca müşteri sürekli denetlediği için istesek de fırsatçılık yapamayız.

TÜRKİYE’NİN ENFLASYONU, 36 İZMİR’İN ENFLASYONU YÜZDE 32,5
TÜİK’e de verileri bizler veriyoruz. Devletin verileri ile bizim verilerimiz arasında bariz bir fark yok. Devletin Aralık ayında kamuoyuna açıkladığı enflasyon rakamları yüzde 36 iken Ege de bizler birçok ürüne fiyat geçmediğimiz için yüzde 32,5 çıktı. TÜİK’in verilerine baktığınızda İzmir’in verileri daha düşük çıkar. Çünkü İstanbul’a göre İzmir daha uygun çıkar. İstanbul’un maliyetleri daha yüksek olduğu için verileri de İzmir’den yüksek çıkar.

ENFLASYONU KİMSE MARKETÇİLERDEN DAHA İYİ ÖLÇEMEZ
TÜİK İzmir’de geçen yılbaşından bu yana bizden veri alıyor. İzmir’de EGEPERDER üyesi 5 tanınan market zincirinden fiyatlar alıyor. TÜİK’in yılbaşında belirlediği 260 kalem ürüne kod verdik. Hafta da bir olmak üzere ayda 4 kez sisteme bağlanıp veri alıyor.

PİYASAYI BELİRLEYEN STOKÇULAR VAR
Türkiye’de piyasadan ürün toplayan stokçular var. Bunlar piyasadan fabrikalardan hububat, şeker, yağ birçok temel tüketim maddesi toplar. Bunlara parasını da gönderseniz dahi istediğiniz zaman mal alamazsınız. Bunların sektörde güçlü bağlantıları vardır. Bunların sayıları sınırlıdır ama çoğunlukla piyasayı bunlar belirler. Halk arasında stokçu diye tabir edilen bunlar.

YEREL ZİNCİRLER STOKÇULUK YAPAMAZ
Bu stokçuluk muhabbeti çok sıkıcı bir durumdur. Hiçbir market stokçuluk yapamaz. Stokçuluk yapacak gücü de yoktur. Yaklaşık altı bin kalem ürün satıyoruz. İstesek de bu kadar ürünü stoklayacak yer bulamayız. Yeri bulsan dahi o kadar parayı nasıl bulupta bağlayacaksın. Herkesin evinde stok var. Yağda sıkıntı olmadığı halde bir günde 24 adet yağ alanlar oldu. 6 aylık yağ, 6 aylık tuvalet kâğıdı onbeş günde satıldı. Evlerde adeta savaş çıkacakmış gibi stok yapıldı.  Yani asıl sorun içimizdeki açgözlüler.
                     
ULUSALLAR TEKELLEŞMENİN HESABINI YAPIYOR
Biz yerel zincirler, ulusal zincir marketlere karşı nasıl ayakta duracağımızın hesabını yapıyoruz. Onlar da tekelleşmenin hesabını yapıyorlar. Biz sürekli bir rekabet içindeyiz. Biz ulusallar ile daha çok fiyat rekabeti, taze meyve-sebze, et ve peynir gibi ürünlerle yapıyoruz. Onlar bu konularda bizim kadar başarılı değiller. Biz yereliz işimizin başındayız. Mesela onlar meyve sebzede bizim kadar tazelik sağlayamıyorlar.

TARLA RAF ARASI FİYAT ORANI 
Tarla da 1 TL markette 8 TL efsanesi en çok konuşulan konuların başında geliyor. Bu gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. Çünkü kayıt dışı çalışanlar hal kayıt sistemine rüsum vergisini vermemek için ürünleri en alt fiyattan bildiriyorlar. Gerçek fiyatı 3-4 TL olan ürün Devletin kayıtlarına 1 TL diye kaydediliyor. Devletimiz kayıt dışıyla mücadele etmesi gerekiyor.

EN BÜYÜK ZARARI GÖREN FIRSATÇI MARKETLER OLACAKTIR
Müşteriye kendimizi beğendirmek için fiyata ve kaliteye dikkat ediyoruz. Çalışanlarımızın iletişimine dikkat ediyoruz. Evinizden çıktığınızda 10 market çıkıyor karşınıza. Bu nedenle bizde tekelleşme olmaz. 160 bin satış noktası var. 160 bin satış noktasının olduğu yerde tekelleşme olmaz. Yerel market zincirleri açısından bir sıkıntı yok. Biz üyelerimiz açısından bu tarz fırsatçı eylemlere izin vermiyoruz. Gereken uyarıları yaptık, yapıyoruz. Ancak şunu ifade etmek gerekirse fırtına geçtiğinde en büyük zarar gören fırsatçı marketler olacaktır. Ben 25 yıldır marketçilik sektöründeyim. Ticaret yapıyorum. Bu 25 yılda fırsatçılık yapıp batan birçok üretici, distribütör ve marketçi biliyorum.

SİYASET VE MEDYA BİZİ SUÇLUYOR 
Ulusal medyada bize hakaretlere varan söylemler var. Bize vicdansızlar diye manşetler atılıyor. Neymiş ürünü altı aylık vadeyle alıp peşin satıyormuşuz. Bu ne dünyada ne de ülkemizde uzun vadeli gıda maddesi satılmaz. Hatta son aylarda parasını önceden göndermediğiniz bazı temel ihtiyaç maddelerini alamıyorsunuz Perakende de en uzun vade 2 aydır. Medyada konuşulan şey dolar 18 TL ‘den düştü. Fiyatlar niye düşmedi. Dolar sadece 2-3 saat 18 TL kaldı. Kaldı ki bizler aralık fiyat listeleriyle ürün almadık. Alsak da satamazdık.  Ben ve arkadaşlarım fiyat geçse dahi elimizdeki ürünlerin hepsini eski fiyattan sattık. Ama maalesef yaranamadık. Siyasetçiler popilizm yapıyor. Siyasetçiler biraz sussun ekonomi en geç 1-2 ay içinde rayına oturur.

ET’İN FİYATINI SÜT, SÜT’ÜN FİYATINI DEVLET BELİRLER
Süt’ün fiyatını süt birliği belirliyor, bakanlık da onaylıyor. Süt’e zam geldiği günün ertesi gün süt ürünleri ve et’e zam gelir. Çünkü et’in fiyatını da belirleyen süttür. Süt ucuz olduğunda yetiştirici hayvanlarını keser. Et fiyatları artmaz. Süt’e yüzde 47 zam geldi. Süt’ün fiyatı ne kadar artıyorsa doğal olarak tüm süt ürünleri de artıyor.

ARTAN MALİYETLERE RAĞMEN PERSONEL ÇIKARMAYIZ   
Ocak ayında marketler zarar edecek. Asgari ücret, enerji maliyetleri gibi unsurlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle marketler Ocak ayında zarar edecek. Ama biz yerel zincirler olarak artan maliyetlerimize rağmen eleman çıkarmayız. Ülkenin sıkıntıda olduğu bir dönemde herkes elini taşın altına koymuyorsa orada ahlaki değerlerde bir sorun vardır. Böyle zamanlarda herkes ülkeye katkı sağlamak zorundadır.

327 ŞUBE DE 8 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORUZ
Egeli perakendeciler Derneği olarak Denizli, Uşak, Manisa, Muğla Aydın gibi Ege Bölgesinde 26 üyemiz ve 327 şubemiz var.  Mağaza başına 21 kişi istihdam ediliyor. Yaklaşık 8 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz.

İZMİR’DE YEREL ZİNCİRLERİN PAYI YÜZDE 35 
İzmir’in yerellere karşı ilgisi daha az. İzmir’de ulusal marketlere karşı yerel zincirlerin payı yüzde 35’dir. Ulusalların payı ise yüzde 65’dir. Ankara ve İstanbul ve birçok büyük şehirde bunun tam tersi. Ege bölgesinde yerellerin payı toplamda 45, Türkiye genelinde ise yerellerin payı yüzde 40 civarında. Bu konuda bizde de hata olabilir. Pazar payı olarak yerel zincirlerde İzmir, Türkiye’nin en zayıf lokasyondır.”
İzmir Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan ise, “Medya olarak önemli sorumlulukları olduğunu belirterek, sektörlerde neler oluyor. Güncel gelişmeleri bizzat haber kaynaklarımızdan dinleyerek, haber kaynakları ile gazetecileri buluşturarak kamuoyunu daha sağlıklı bilgilendirme anlayışı ile hareket ediyoruz. Perakende sektöründe ki güncel konular hakkında EGEPERDER’in sektöre bakışını dinledik” dedi.
                    
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gocekgazete.com/egeperder-baskani-basdas-perakende-sektoru-milli-guvenlik-meselesi-oldu/3452/</link>
			<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 10:50:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmir Tarımda Rekorlar Kırıyor</title>
			<description><![CDATA[İzmir Tarımda Rekorlar Kırıyor
 ‘Tarımda 35'in İzi’ sloganıyla, Türkiye Tarımına İzmir Damgasını vuran İzmir İl Tarım Orman Müdürü Mustafa Özen, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gazeteci ve yazarları ağırladı.  Soruları yanıtlayan Mustafa Özen, tarım ve hayvancılık sektöründen gıda sektörüne, son zamanlarda yaşanan sahte alkol denetimlerine kadar pek çok İzmir tarımına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İzmir Tarımda Rekorlar Kırıyor
 ‘Tarımda 35'in İzi’ sloganıyla, Türkiye Tarımına İzmir Damgasını vuran İzmir İl Tarım Orman Müdürü Mustafa Özen, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gazeteci ve yazarları ağırladı.  Soruları yanıtlayan Mustafa Özen, tarım ve hayvancılık sektöründen gıda sektörüne, son zamanlarda yaşanan sahte alkol denetimlerine kadar pek çok İzmir tarımına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, İzmir’in tarımının önemini ve İzmir’i bu konuda nasıl daha ileriye taşıdıklarına ilişkin yapılan çalışmaları İzmir Medya Platformu üyesi gazeteci ve yazarlara anlattı. 
İzmir Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan Moderatörlüğü’nde gerçekleşen buluşmada, İzmir sanayisi ve turizmi ile ön planda olsa da tarımsal anlamda da çok güçlü olduğunu ve rekorlar kırdıklarını ifade eden İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen şunları söyledi;
                                 
İZMİR HALKI’NIN İÇİ RAHAT OLSUN!
Bizim İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak asli görevlerimizden biri de denetimlerdir. 2014 yılında 5996 sayılı kanun ile beraber gıda denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığı'na devredildi. Gıda ürünleri ve gıda ile temas eden ürünlerin satışının ve üretiminin yapılmış olduğu bütün işletmelerin denetimi bakanlığımızdadır. Biz bu sorumluluğu çok iyi biliyoruz. Bütün eğlence mekanlarına yönelik gece denetimleri gerçekleştiriyoruz. Yapmış olduğunuz bu denetimlerin tamamında ya alkole yönelik ya da onun yanında sunumu yapılan diğer yiyeceklere yönelik gerçekleştiriyoruz. Gıda denetimi konusunda hiçbir şekilde toleransımız yok. Bu konuda çok kararlıyız. İzmirli 4 milyon 500 bin vatandaşımızın hiç bir tanesi gözü arkada kalmadan, rahat bir şekilde bu 45 bin işletmenin her birinden güvenli bir şekilde alışverişini ve beslenmesini yapabilir.
TÜRKİYE’NİN KIŞLIK SEBZE İHTİYACINI İZMİR KARŞILIYOR
İzmir’de bitkisel üretim anlamında 4.6 milyon ton tarla bitkileri, 6 yüz 11 bin ton meyve üretimimiz var. Bunun içerisinde sadece bu coğrafya ile özdeşleşmiş ürünler de var. Örneğin Gümüldür'de yetişen mandalin sadece o bölgeye has. 1 milyon 8 yüz bin ton sebze üretimimiz var ki bunun içerisinde kışlık sebzeler ayrı bir yer tutuyor. Türkiye'nin kışlık sebze ihtiyacının büyük kısmı Tire-Torbalı bölgesinden karşılanıyor. Bu da bize üretimde ne kadar önemli bir potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor.
TARIM İZMİR’İN ANA SEKTÖRÜDÜR
“İzmir bilinenin ötesinde çok ciddi bir tarımsal potansiyele sahiptir. Ama tarım, sanayi ve turizm sektörlerinin gerisinde kalmış. Bunun nedeni tarımın gelişmemiş olması değil tanıtımının yapılmaması. İzmir’in tarımsal potansiyeli anlatılmamış. Aslında tarım İzmir’in ana sektörüdür. Bu coğrafyada neredeyse bin beş yüz yaşında zeytin ağaçları görürsünüz. Yani tarımın kökleri İzmir’de çok geçmiş zamanlara kadar gidiyor” dedi.
TARIMDA 35’İN İZİ
İzmir’in tarımını ön plana çıkarmak ve gerekli bilgiyi insanlara ulaştırabilmek, İzmir’in tarımda mevcut olan güçlü konumunu koruyabilmek adına sayısız projeler yapan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarımı ve üreticiyi geliştirebilmek adına 35 proje hayata geçirdi ve bunları ‘Tarımda 35'in İzi’ sloganıyla duyurdu. Özen, 2021 yılında hayata geçirilen bu projelerden de bahsetti.
“İzmir'in plakası 35 olması hasebiyle ‘Tarımda 35'in İzi’ sloganıyla 35 proje ile İzmir tarımına, 35 ile de Türkiye tarımına dokunmak istiyoruz. Bu noktadan hareketle ‘Tarımda 35’in İzi’ adını koymuş olduğumuz 35 projeden bahsediyoruz. Projelerimizden 34 tanesini 2021 yılı içerisinde gerçekleştirdik, bir tanesini gerçekleştirememe sebebimiz de bir bina yapılması gerekiyordu. Projenin her şeyi hazır. Yani bir tek bu projemiz sonlanmış değil. Biz proje için bize gelen bütçeyi tenkis ettik. Bunu çok önemsiyoruz çünkü günlük 10 ton kapasiteli bir tesisten bahsediyoruz. Bu projemiz 2022 yılında binanın bitimiyle hayata geçecek.
                          
SÜS BİTKİLERİNDE TÜRKİYE BİRİNCİSİ
İzmir süs bitkileri yetiştiriciliğinde Türkiye’de birinci sırada. Süs bitkileri 5 yüz milyon âdete doğru giden bir sektör oldu. Bu sektörde Ödemiş ve Bayındır Bölgesi en çok üretim yapılan ve tanınan lokasyonlar. 2020 yılında pandeminin başlangıcında en büyük sıkıntı yaşayan sektörümüz süs bitkileri. Yani millet olarak hastalıkla mücadele ettiğimiz dönemde kim çiçekle uğraşacak mantığıyla bakılan bir dönem. Ama Süs Bitkileri Yetiştiricilerimiz 2020'nin sonunda ve 2021 yılında son 50 yıllık satış rekorlarını kırdılar. Son 50 yılda kazanmadıkları paraları kazandılar.
SÜT ÜRETİMİNDE KONYA VE İZMİR  BİRİNCİLİĞİ PAYLAŞIYOR!
Süt üretimi denildiğinde akıllara ilk olarak İzmir gelmese de aslında durum bilinenden çok farklı. İzmir’in günlük olarak 5 bin ton süt ürettiğini ifade eden İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen; “Süt üretiminde Konya ile aramızda çok bir fark yok. Ben İzmir’i ikinci olarak görmüyorum. Konya ile İzmir'i süt üretiminde Türkiye'nin birincisi olarak görüyorum. Çünkü 15 bin ton bizim 3 günlük süt miktarımız. Bizim İzmir'de günlük 5 bin ton süt üretimimiz var.
YILLIK 2 MİLYAR YUMURTA ÜRETİMİ 
Yumurta üretimimiz yine görünmeyen bir sektör. İzmir, 2 milyar âdete yakın yıllık yumurta üretimi olan bir şehir. 25 milyon âdete giden bir kanatlı varlığımız var ve her gün daha artan bir talep var bu sektöre. Özellikle profesyonel yetiştiricilik anlamında yer edinmiş bir sektörümüz, sektöre de büyük desteklerimiz var.
BALIKLAR İZMİR’DEN GİDİYOR
Su ürünleri de İzmir'in görünmeyen bir yüzü. 640 kilometre sahil şeridi olan bu şehir, 93 adet yetiştiricilik tesisi, 57 adet su ürünleri işleme tesisi, 29 adet balıkçı barınağı ile önemli bir potansiyele sahip. İzmir’de 100 bin tona yaklaşan su ürünleri üretimimiz var. Ürkmez'de geçen yıl devraldığımız Devlet Su İşleri tarafından yıllardır işletilen ama son zamanlarda atıl olan 30 dönüm üzerine kurulu balık yetiştiriciliği tesisimizi devraldık. Burada ki hedefimiz bakanlığımızın belirlemiş olduğu, Devlet Su İşleri tarafından yapılan barajların, göllerin veya göletlerin balıklandırılmasına yönelik bir üretim yapmak.  Geçen yıl Bakanlığımız bize 3 milyon adet hedef belirlemişti ama biz 4.1 milyon adet yavru üretimi gerçekleştirdik ve bu üretmiş olduğumuz yavruların tamamından Çanakkale, Aydın, Manisa, Uşak ve Balıkesir illerine göndererek o bölgede balıklandırma yaptık. Bu sene hedefimiz 4.1 milyonun da üstünde.
İZMİR’DE İLKLERE İMZA ATILIYOR
İzmir tarımının ve İzmir’de büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yeteri kadar duyulmamış olmasından dem vuran Özen; “Aliağa Çoraklar Mahallesi’nde, 45 dönüm Bakanlığımıza ait olan bir arazi üzerinde, Aliağa Belediyesi ile ortak olarak yapacağımız bir projemiz var. Burada 5 bin adet kapasiteli damızlık koyun üretimi gerçekleştireceğiz. Bu ülkemiz için çok önemsediğimiz bir proje, ilk kez bir Tarım İl Müdürlüğü tarafından tesis edilen bir proje. Bizi çok heyecanlandıran bu projede de adım adım ilerliyoruz. İzmir’de 800 bine yakın büyükbaş hayvan varlığımız var. Özellikle Küçük Menderes Havzası dediğimiz Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Bayındır, Torbalı'da 600 bine yakın bir büyükbaş hayvan varlığımız var. Bu çok büyük bir potansiyel. Bu potansiyelin ayakta kalması için hem İl Müdürlüğümüzün hem de diğer paydaşlarımızın bu potansiyele katkı sağlayacak iş birlikleri gerçekleştirmesi ve gayret göstermesi gerekiyor” dedi.
Tarımsal olarak İzmir’in büyük kapasitesinin farkında olduklarını ve bu yüzden normal bir memur gibi değil, 7/24 çalıştıklarını ve dinamik bir ekibi olduğunu vurgulayan Özen, İzmir’in tarımını mevcut konumundan daha ileriye taşıyabilmek adına yaptıkları desteklerden bahsetti. “2002 yılında 55 milyon lira olan yıllık destekleme miktarımız her yıl artarak devam ediyor. 2020 yılında geldiğimiz noktada 750 milyon liraya kadar çıkmış durumda. Totale baktığımızda 2002 yılından bu tarihe kadar 5.1 milyara yakın destekleme ödemesi gerçekleştirilmiş” dedi.
“GAZETECİLER HALKIN GÖZÜ KULAĞIDIR, SİZE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR”
Tarımda insanların sahip olduğu eksik bilgi ve bilgi kirliliğinden yakınan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, televizyonda konunun uzmanlarından ziyade başka insanların tarım hakkında konuşmasından ve tarımla ilgili yeteri kadar doğru bilginin aktarılmamasından kaynaklı olarak tarımda oluşan bilgi kirliliğinin basın mensupları tarafından bertaraf edilebileceğini vurgulayarak şunları ekledi. “Siz gazetecilerin bize, tarıma desteği çok önemli! Sizler toplumun aynasısınız. Biz projeleri yerinde tespit ederek yapıyoruz. Nerde bir sorun varsa tam da o soruna uygun olarak çözüm üretiyoruz fakat çalışmalarımızı anlatıp duyuramıyoruz. Tarım Müdürlüğünün faaliyetlerini anlatmak demek İzmir tarımını anlatmak demektir” dedi.
                     
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleşen buluşmada konuşan İzmir Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan ise, “Uluslararası medyanın 2030 yılında dünyanın en zengin ülkeleri arasında Türkiye’yi 5. sırada gösterdiğini dile getirerek, eğer Türkiye üst lige çıkacaksa bu yer altı ve yerüstü zenginliklerimizi iyi değerlendirmemiz sayesinde olacaktır. Yerin altında madenlerimiz, üstünde ise tarım sektörümüz çok önemlidir. Özellikle tarım sektörü stratejik bir sektördür. Bunu pandemi sürecinde bir kez daha gördük ve yaşadık. Bu nedenle biz gazetecilere tarım sektöründe daha fazla farkındalık sağlama konusunda önemli görevler düşüyor” dedi.

 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/izmir-tarimda-rekorlar-kiriyor_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/izmir-tarimda-rekorlar-kiriyor_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/izmir-tarimda-rekorlar-kiriyor_t_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gocekgazete.com/images/haberler/2022/01/izmir-tarimda-rekorlar-kiriyor_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gocekgazete.com/izmir-tarimda-rekorlar-kiriyor/3422/</link>
			<pubDate>Tue, 04 Jan 2022 10:57:39 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>